68 sayfa
“
Aguéli’nin düşüncesinde Şeriat kavramı kendine özgü bir anlam kazanır: Radikal bireysel özgürlüğün korunmasını, bu özgürlüğün vazgeçilmez ön koşulu olan ontolojik hiyerarşinin sürdürülmesiyle bütünleştirir. Bu bağlamda, Aguéli’nin Şeriat tasavvuru, onun manevi ve entelektüel yaklaşımının tamamını özetler. Şeriat’ın hem temeli hem de nihai gayesi olarak gördüğü şeyi, egemen veya ilahi özgürlük anlamında “Rabbani özgürlük” olarak adlandırır. Bu özgürlük “asli, fıtri, zaman ötesidir” ve bireyde her daim mevcuttur: “Yok edilemez, kaçınılmazdır; zira her bir insanın var oluş sebebini teşkil eder.” Aguéli’ye göre Şeriat, bu özgürlüğü kısıtlamayı değil, aksine korumayı ve geliştirmeyi amaçlar: “Bu sırrı, onun erişilemez, ihlal edilemez ve aktarılamaz doğasını kabul eden Yasa; insanlığın dört temel özgürlüğünün en değerlisini garanti altına alır, çünkü o, yaşamın en yüksek biçiminin ifadesidir.” Şeriat, kapalı ve değişmez bir normlar külliyatı değildir. Aksine, tarih boyunca ortalama insanın gelişimiyle birlikte zorunlu olarak evrilir; bu da geniş anlamda İslam geleneğini oluşturan o sürekli uyum sağlama ve şerh etme çabasını gerektirir Şeriat, Müslüman’ın içsel benliğini dünya ile kurduğu illüzyonel ilişkiden saptırmayı (hayret/cezbe) amaçlar Diğer bir deyişle Şeriat, insanlığın dünyayı bir amaç değil, bir araç olarak kullanarak ontolojik hiyerarşiye eklemlenmesini ve ona uyum sağlamasını sağlar: “İslam’ın kutsal yasası olan Şeriat (= büyük Yol, zahiri Yol); eşyanın var olduğunu, nasıl var olduğunu ve varlıklarına gösterilmesi gereken hürmetin tam ölçüsünü bize öğretmek amacıyla maddi hayatı ayinler, törenler ve çeşitli mülahaza ve yükümlülüklerle kuşatır. İslam’ın fıkhî yasaları kuşkusuz bir toplumsal tarikattır, fakat her şeyden önce her şeyi evrensel hiyerarşideki uygun yerine yerleştiren muazzam bir sembolizm risalesidir.”
“
[…]

