Frithjof Schuon, Black Elk ve Çayır Yerlileri

380,00

Schoun, Fitzgerald & Oldmeadow Türkçesi Tolga Öztürk Hazırlayan Şenol Erdoğan 56 Sayfa   Frithjof Schuon ve Çayır Yerlileri Frithjof Schuon’un Çayır Yerlilerinin spiritüel mirasının korunmasına yardım etmedeki rolü daha yeni yeni gün ışığına çıkmaktadır ve onun pek çok olağanüstü başarısıyla birlikte anılmalıdır. Onun yazıları bu ilk/el geleneğe dair şimdiye kadar yazılmış, yerli olmayan en önemli […]

9 adet stokta

Schoun, Fitzgerald & Oldmeadow

Türkçesi Tolga Öztürk

Hazırlayan Şenol Erdoğan

56 Sayfa

 

Frithjof Schuon ve Çayır Yerlileri

Frithjof Schuon’un Çayır Yerlilerinin spiritüel mirasının korunmasına yardım etmedeki rolü daha yeni yeni gün ışığına çıkmaktadır ve onun pek çok olağanüstü başarısıyla birlikte anılmalıdır. Onun yazıları bu ilk/el geleneğe dair şimdiye kadar yazılmış, yerli olmayan en önemli eserlerdir. Schuon’un kendisi gözlerden uzak bir münzevi hayatı yaşamıştır. Ancak 1998’deki ölümünden sonra dostu ve biyografici olan Michael Fitzgerald, Schuon’un Kızılderililerle olan yakın ilişkisinin ve Oglala bilgesiyle olan bağının sıra dışı öyküsünü anlatmıştır. Fitzgerald bu görev için hayli donanımlıdır: yalnızca Schoun’u yakından tanımakla kalmaz, ayrıca Joseph Brown’ın da öğrencisi, meslektaşı ve arkadaşıdır. Fitzgerald’ın kendisi de pek çok Kızılderili kabilesiyle yakın ilişki kurmuş ve Yellowtail: Crow Medicine Man and Sun Dance Chief’’te otobiyografisini yazdığı Şef Thomas Yellowtail’in oğlunu evlat edinmiştir.

1947’de Assiniboine kabilesinin Şefi Medicine Robe’a yazdığı bir mektupta Schuon ailesinin üyelerinin “Kızılderili halkına sevgiyle büyüdüğünü ve bununda Büyük Ruh’un planının önemli bir parçası olduğunu” yazmıştır. Bu ailevi yatkınlık baba tarafından büyükannesinin Washington D.C.’de bir Kızılderili şefiyle tanışmasına dayanmaktadır. Çayır yerlileri Schuon’un yaşamının son elli yılında belirgin bir rol oynamışlardır. Yine de Fitzgerald tarafından anlatılan hikayenin tamamını burada aktarmaya gerek yok. Biz burada sadece Schuon’un Kızılderililerle olan yaşam boyu bağının bazı fikir verici olaylarına değineceğiz.

1947’nin başlarında Joseph Brown’a Lakota geleneği hakkında daha çok şey öğrenmek için Kara Geyik’in yerini belirlemesi gerektiğini söyleyen Frithjof Schuon’un kendisiydi. Catherine Schuon şöyle anlatır: “John Murray kocama Black Elk Speaks (Kara Geyik Konuşuyor) kitabını vermişti ve kocam da bu kitaptan çok etkilenmişti. Kara Geyik’in dinleri hakkında bu kitapta anlatılandan daha çok şey bildiğini düşünüyordu ve bu yüzden Murray’e o veya tanıdığı birinin batıda Kara Geyik’i bulmaya çalışmak isteyip istemeyeceğini sormuştu”. Murray Schuon’un teklifini yakın dostu Joseph Brown’a açtı ve Brown da bu maceraya atılıp Kara Geyik’i 1947 Eylül’ünde South Dakota’da buldu. Brown, Kara Geyik ve ailesiyle neredeyse iki yıldan fazla bir zaman geçirdi. Bu zaman diliminde Schuon yalnızca Brown’la haberleşmekle kalmadı aynı zamanda Kara Geyik’in kendisine de iki mektup yazdı, kutsal adamın oğlu Ben’e göre bu mektupların her ikisinin de “muazzam bir etkisi” olmuştu. Wicasa Wakan (Kabile Şamanı) Brown’a bu kutsal ritüelleri kaydetmek için seçildiğini çünkü “Doğu’daki kutsal adam” tarafından gönderildiğinin sırrını verdi. Brown’a, yakın olan kendi ölümünün onu düşündürmediğini çünkü çalışmalarının bu kutsal adam tarafından devam ettirileceğini bildiğini de anlattı. Joseph Brown Lakota şamanın son haftalarına dair Kara Geyik’in kızı Lucy Looks Twice’ın anlattıklarını şöyle aktarır:

Her öğleden sonra aşağı yukarı aynı saatte sanki görünmeyen biriyle konuşuyormuşçasına bir trans haline girerdi. Bir keresinde o anda eve girdi diye gelinini azarlamıştı çünkü gelini eve girince adam gitmişti. Ona onunla konuşmaya gelen (daha kesin söylemek gerekirse bu adam Kara Geyik için dua etmeye geliyordu, onun yakında öleceğini bildiğini söylüyor ve acıları için bir şey yapabilmiş olmayı diliyordu) bu adamın kim olduğunu sorduklarında, “Avrupalı kutsal bir adam” olduğunu söylemişti. Akrabaları bu durumdan korkmaya başlamıştı, ve yatağının üzerinde daima asılı duran ahşap bir tespih fark eden Bayan Looks Twice – tespihi boncuklara olan düşkünlüğünü bildiğim ve bereket için ona ben vermiştim, bir Fas tespihiydi – tespihi ondan almıştı, ve söylediğine göre tespihi aldıktan sonra Kara Geyik bu “garip adamla” bir daha konuşmamıştı. Kara geyik’in cenazesinde, büyük ihtimalle bunun doğru bir hareket olduğunu düşünmese de, tespihin tabut içinde onunla gömüldüğünü görmüştü.

Catherine Schuon bu durumu şöyle açıklıyordu: “Kocam Joseph Brown’a 1949 yılında Lozan’da kalırken bir Fas tespihi vermişti, Brown’da o tespihi o yazın sonlarına doğru Kara Geyik’e vermişti”. Kara Geyik’in hayatının son ayında, yaşlı adamın hastalığı hakkında Brown tarafından bilgilendirilen Schuon ve karısı Lozan’daki evlerinde her akşam onun için dualar etmişlerdi. İlahi Merhamet’i çağıran bu duaların zamanı, Kara Geyik’in “Avrupalı kutsal adamla” konuştuğu öğleden sonrası görülerine denk geliyordu. (Lucy Looks Twice bu ruhani ziyaretçinin şüphesiz Schuon olduğundan bihaber, onun “kara cübbeli bir rahip” olduğunu düşünüyordu.)

Schuon çok üretken bir yazardı ama uzun yaşamı boyunca yalnızca bir defa başkası tarafından yazılmış bir kitaba katkıda bulunmuştu, o da The Sacred Pipe’ın (Kutsal Pipo) ilk Fransız baskısının giriş bölümüydü. Bu bölümden parçalar Kara Geyik’e okunmuştu ve Brown’ın aktardığına göre Kara Geyik duyduklarından oldukça memnun kalmıştı. Catherine Schuon ve Schuonların yakın dostlarından biri olan Jacques Chevilliat Kara Geyik Konuşuyor’u Fransızcaya çevirmişler ve Kutsal Pipo’nun çevrilmesine de yardımcı olmuşlardı. Fransızca baskı İngilizce baskıyla aynı yıl yayınlanmıştı, bu durum Yerli Amerikan tinselliği hakkındaki bir kitabın iki farklı dilde eş zamanlı yayınlanması olarak nadir bir durumdu. Chevilliat her iki kitap içinde Fransız yayıncılar için aracı olmuştu. Frithjof Schuon ve çevresinin Kara Geyik’in her iki kitabının da Fransızca konuşan dünyanın dikkatine sunulmasından sorumlu olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Shuon’un Amerikan Yerlileriyle olan ilişkisinin başka bir önemli dönüm noktası ise 1954 yılında Paris’te Thomas ve Susie Yellowtail ile tanışmasıdır. Shuonların Lozan’daki yeni evinin ilk konukları olmuşlardır. Bu da benzer ruhlar arasında uzun zaman sürecek dostluğun bir başlangıcı olmuştur. 50lerin sonları ve 60ların başlarında Schuon ve karısı Batı Amerika’daki pek çok Çayır Yerlileriyle vakit geçirmişlerdir, bunların arasında Lakota, Crow, Cheyenne ve Blackfeet kabileleri vardır. Schuon’un Yerli temasını işlediği göz kamaştırıcı tablolarının yanı sıra pek çok yazısı da bu deneyimlerden ortaya çıkmıştır. O zamandan beri Yellowtailler ve pek çok diğer yerli kabilesiyle yakın ilişkiler kurmuş ve tehlikedeki miraslarını koruma konusunda büyük rol oynamıştır. Joseph Brown ve Thomas Yellowtail’i tanıştıran kişi Schuon’un ta kendisiydi ve Crow Sun Dance Chief ile Micheal Fitzgerald’ı bir araya getiren de Brown’dı. Yani her ikisi de yerli Amerikan ruhani rönesansı için ufuk açan kitapların – The Sacred Pipe ve Yellowtail: Crow Medicine Man and Sun Dance Chief –  filizlerinin atılmasından başlıca sorumlu olan kişi Schuon’du.  Schuon hem Lakota hem de Crow kabilelerine kabul edilmişti, Lakota kabilesiyle karşılaşması hakkında konuşurken şöyle demişti; “Ruhumun gençliğimden gelen yaralarının gerçekten o zaman iyileştiğine inanıyorum; ayrıca Kızılderililerden özel bir tür ruhani takdis almıştım.”

Hayatının daha sonraki döneminde Schuon “bilge ruhani dostlarım” diye adlandırdığı iki adamdan özellikle bahsetmişti: bunlardan biri okul günlerinden yoldaşı, yaşam boyu dostu, ve dost bir Perennialist olan Titus Burckhardt’tı, diğeri ise hakkında şunları yazdığı Thomas Yellowtail’di:

Yellowtail’le çok özel bir ilişkim var, aramızda kökleri doğamıza dayanan konuşulmamış bir dostluk var… Yellowtail bir çeşit çocuksu dünyevilik ile azizliğe eğilimi olan basitliğin bir karışımı gibi… Daha derinlerde ise düşünceli, bir rahip gibi, sakin, içtenlikle iyi ve Tanrı-merkezli… Üstelik kaya gibi, sertlikten değil de güç ve sabırdan, ve bütün varlığına yayılan bir şeyden.

Schuon hakkında ise Yellowtail şöyle demiştir; “O benim kardeşim. Biz onunla aynı teknedeyiz. Bence o muhteşem bir adam… Ben onu kutsal biri olarak görüyorum… Hem bunu hem de yakın arkadaş oluşumuzu göz önüne alarak, karım ve ben onu ailemize almaya karar verdik. Böylesi büyük bir adamı ailemize katarak iyi bir şey yaptık”. Schuon 1980 yılında Indiana’ya yerleştikten sonra 1993’teki kendi ölümüne kadar Yellowtail onu her sene ziyaret etmiştir.