Steve Richmond’a Mektuplar

1.400,00

CHARLES BUKOWSKI albüm boy – türkçe ingilizce 184 Sayfa Türkçesi BUĞRA AKSOY   ÇEVİRMENİN ÖNSÖZÜ Bir mektubu okumak, birinin kapısını aralayıp içeri bakmak gibidir. Fakat bu ‘’kitaptaki’’ mektuplar öyle zarif bir kapıdan sızmaz—çürük, gıcırdayan bir pansiyon dairesi kapısını tekmeleyerek açar. İçeride bira kutuları, kül tablasına gömülmüş umutlar, çıplak bir ampulün altında daktilo başında bir adam […]

9 adet stokta

CHARLES BUKOWSKI

albüm boy – türkçe ingilizce

184 Sayfa

Türkçesi

BUĞRA AKSOY

 

ÇEVİRMENİN ÖNSÖZÜ

Bir mektubu okumak, birinin kapısını aralayıp içeri bakmak gibidir. Fakat bu ‘’kitaptaki’’ mektuplar öyle zarif bir kapıdan sızmaz—çürük, gıcırdayan bir pansiyon dairesi kapısını tekmeleyerek açar. İçeride bira kutuları, kül tablasına gömülmüş umutlar, çıplak bir ampulün altında daktilo başında bir adam vardır.

İki yazar, iki kaybeden, iki başka türden serseri. Aynı zamanda bu mektuplar, salt ‘’edebiyat’’ için değil, hayatta kalmak adına verilen mücadeleye dair yazılmış satırları içerir. Çünkü Bukowski’nin şiiri, yaşamın içindeki çamuru olduğu gibi kabul eder: süslemeye, romantikleştirmeye gerek duymaz. Bok gibi hissettiğinde (genelde öyle hisseder) o bok hissiyle yazar. Olduğu gibidir. Ve işte bu yüzden değerli olmaktan da ötedir.

17 yıldır her okuduğumda duyumsadığım hisse çevirirken de kapıldım: Bukowski’nin her küfründe, her kırık cümlesinde, her sarkastik hüznünde bazen mideme oturan ama çoğunlukla beni gülümseten bir dürüstlük var. Onun için yazmak, bir tür pisliği arıtmak değil, doğrudan o pisliği sayfaya akıtmaktan ibaret. Bundan dolayı mektupları çevirmek hem bir çukura düşmek hem de o çukurun içinde oturup yukarıyı seyretmek gibiydi.

Bu koleksiyon 1966 yılına ait Richmond mektuplarının büyük kısmı (belki tamamı?), bazıları kısa, kabaca karalanmış birer not, bazıları birer patlama. Ama hepsi berrak, defolu ve hepsi canlı. Ayrıca, Hank genellikle gelen mektupları cevaplamadığından, hatta kendisiyle tanışmak isteyen kadınların dahi mektuplarına cevap vermediğinden, buradaki daktilo kağıtları bataklık içinde mücevher bulmaktan farksız.

SON SÖZ VE TAVSİYE

Yazarı tanıyan, okuyan aşinadır ki Hank her zaman kendi hayatından ya da önünde olandan beslenir ve onu pornografik bir şekilde yazar. Pornografik derken, Bukowski erotizmini veya seks anlarını kastetmiyorum; berraklığını, yalınlığını ve katıksızlığını kastediyorum. Her satırında ona dair olanı net bir şekilde göstermektedir okuyucuya. Buna rağmen buradaki mektuplarla Bukowski şiirini, öykülerini ve romanlarını kıyaslayınca, mektuplar bu saydıklarımdan da pornografik bir hâl alıyor, gece-yarısı sohbeti için salonuna davet ediyor okuyanı.

Tavsiye: Cümlelerin üzerindeki lekeleri silmeye çalışmayın, kokuyu ve dağınıklığı olduğu gibi kabul edin. Hepsi gerçek.