Toplu Metinler: Sonsuz Denklem – Kaderine Terkedilmiş Gezegen

450,00

SUN RA TÜRKÇESİ: KEREM BEREKETOĞLU 140 sayfa   AMIRI BARAKA’nın Gözünden SUN RA  60’ların başında, Chicago’dan Loisaida’ya ilk geldiklerinde Ra’nın yörüngesine girdim. Hikayelerine ve gözlemledikleri her şey hakkında çılgın sohbetlerine kapıldık hep birlikte. Tuhaflık, tekillik, başkalık, bambaşkalık hemen kendini belli ediyordu. Uzaysal, metafiziksel, felsefi, gerçeküstü bop funk.  Mavi piramitlerin evcil zencisi güneyli farklı renkli artist. […]

13 adet stokta

SUN RA

TÜRKÇESİ: KEREM BEREKETOĞLU

140 sayfa

 

AMIRI BARAKA’nın Gözünden SUN RA

 60’ların başında, Chicago’dan Loisaida’ya ilk geldiklerinde Ra’nın yörüngesine girdim. Hikayelerine ve gözlemledikleri her şey hakkında çılgın sohbetlerine kapıldık hep birlikte.

Tuhaflık, tekillik, başkalık, bambaşkalık hemen kendini belli ediyordu. Uzaysal, metafiziksel, felsefi, gerçeküstü bop funk.  Mavi piramitlerin evcil zencisi güneyli farklı renkli artist. Ra. Sun Ra.

Sonra tuhaf giysiler, uzay kaskları, cübbeler, uçuşan pelerinler giydiler. Ritüeller yaptılar; ritüellerle kayıp uygarlıkları uyandırdılar, zeka gibi saf hissiyatları bize öğretmek için tuhaflığı kullandılar.

Bu dünyada Sun Ra, kozmik bir metafor yarattı. Filozof bir müzisyendi. Müziği dil ve imge olarak kullandı.

Onunki tarihi bir müzikti. Fletcher Henderson ile çalmadan önce, Fletcher’ın yönettiği orkestrada alternatif piyano çalarak başladı. Hatta Fletcher ve Duke’u son yıllarda heyecan verici tatlılık ve çağdaş ifadelerle geri getirdi.

Ra çok ilerideydi, çünkü Afro-Amerikan entelektüel sanatçı devrimcisinin gerçek öz-bilincine sahipti. Tarihsel ideolojimizin ve sosyo-politik bilincimizin özgürlük olduğunu biliyordu. Bu, estetik ve sosyal bir dinamiktir. Bunun iyi ve güzel olduğunu düşünüyoruz!

Sun Ra’nın müzikal ve sözlü olarak hiç durmadan ısrarlı bir şekilde ifade ettiği şey buranın ilkel bir dünya olduğudur. Bu dünyanın uygulamaları, inançları, dinleri eğitimsiz, aydınlanmamış tarafları, vahşiliği, yıkıcılığı, zaten geçmişte kaldı. Bu yüzden Ra buradan gitti ve sadece gittiğini söylemek için geri döndü. Geleceğe. Uzayın içine. Gezegenler Arası Müzik çaldı. Güneşmerkezci vizyonundan Ra’nın müziği ortaya çıktı; her zaman vardı, her zaman oradaydı. Olduğu gibiydi. Ama O’nun içine daha da girmemize izin verdi, bize onun çoklu şekillerini, bütünlüğünü gösterdi.

Ra, Harlem’deki Black Arts’ta yaptığımız ilk programda yer aldı. Sahnede hep bizimleydi. Konuşuyor, çalıyor… O, insan bilincini genişlettiği gibi, siyahi bilinci genişletmeyi vaaz eden varlıklardan biriydi.

Sfenks yarı insan yarı hayvandır. İnsan ruhu misali bir Kara Kuş olarak ateşte yükselir.

Harlem’de Arts’ın açıldığı gün, 60’ların kültürel devrimini ilan eden, Şiir, Tiyatro, Müzik kıvılcımını ateşleyen, yeni SNCC, Panthers, RNA, CAP, YOBU’nun Malcolm X’ten ilham alan yükselişini tamamlayan ve Siyah Kurtuluş Hareketi’nin isyan aşamasına ilham veren Sun Ra ve The Myth Science Arkestra’ydı.

The BARTS’taki hafta içi akşamları, rock’çıların kendilerininmiş gibi yaptığı “Light Show”u tanıtan Ra’ydı. Seslerin renklere Pisagoryen bir bağlantı ile bağlandığı “Uzay Org”u ile. Pes bir nota soluk bir ton. Tiz bir nota parlak bir renk. Ra’nın mucizevi Uzay Org’undan karanlık tiyatroya yansıyordu.

Ra aynı zamanda çeşitli elektronik aletlerin kullanılmasında da öncüydü. Ama her şeyi kullandı. Müziğinin bir yönünü Afrika, Hint, Latin, Karayipler olarak nitelendirebilirsiniz, ama hepsi Afro-Amerikan cazıydı.

Harlem’in içindekiler Ra’nın Harlem sokaklarında ne kadar “uzakta” olduğunu söyleseler de, onun nadir rastlanan bir mucize olduğunu biliyorlardı. Aynı şekilde, Newark, Stirling Sokağı’nda, Spirit House’ın bulunduğu caddenin yukarısındaki boş bir arsada Ra, bir yaz büyük bir kalabalık topladı. Ve sanki buradan herhangi bir yere geriliyor, uzuyormuşuz gibi, kabaran alacakaranlık korkaklığında müzikle yıkandık ve zevk aldık.

Arkestra’yı daha sonra Mardi Gras Kimako’nun Blues People’ı için geri getirdik. “O düğmeye bastıklarında ne yapacaksın?” (“What you gonna do when they push that button?) diye slogan atarak Branford Place’e kadar yürüdüler, Broad St’deki düz yataklı bir kamyonun üstüne çıktılar. “Kıçını öp, Kıçını öp, Kıçını öp, Hoşça Kal!” (“Kiss your ass, Kiss your ass, Kiss your ass, Good bye.”) Tüm Arkestra’nın uzun çığlık atan akoru, 3. türden daha ileri bir karşılaşma gibi insanları raylarında durdurmuştu.

“O düğmeye bastıklarında ne yapacaksın? Kıçını öp, Hoşça Kal!

Zaman zaman Ra ve onun Evrenmerkezli, Güneşmerkezli, Gizem Bilimci ya da beynelmilel Arkestras’ı müziklerini garip ritüel dramanın bir ifadesi olarak çalarlardı. Uzay Tanrıçaları vardı: Din ve ritüel dramanın eski sürekliliğini ifade eden, unutulmuş bir dilin danslarıyla müziğin içinden geçen June Tyson, Verta Mae Grosvenor.

Bu, Ra’nın müziğinin temel bir ifadesiydi: Babil’den önceki hayatı ve onun akılsız kulesini anlatan ve aynı zamanda onun gelişini kehanet eden ortak bir bilinç.

Arkestra, hayatı müzik ve felsefe olan bir aileydi. Birçok dev müzisyen içinden geçti, ama kalan devler vardı.

Büyük baritonist ve çok kamışlı bipstercı olan Pat Patrick benim çok iyi arkadaşımdı. İnsanlar her zaman birbirimize benzediğimizi söylerlerdi ki bu doğru olsa bile bizim için komikti.

John Gilmore’un, her zaman tanıdığım en iyi ve en bilgili tenorlerden biri olduğunu düşündüm. Ayrıca John’u Ra ile tanıştığımdan beri tanıyorum. John her zaman başka tür bir anlam ve ifadenin içindedir.

Trane’nin, John Gilmore’dan hırsızlık yaptığı, onun eserlerini taklit ettiği doğrudur. Trane itiraf ederdi ki zaten Gilmore’a bunu söyledi.

Marshall Allen, bir dev. Bugün tanıdığım ya da genel olarak Marshall’dan daha havalı bir alto saksofoncu yok. Bunun yaygın bir bilgi olmaması iç karartıcı. Sun Ra, Elijah Muhammed’in beyaz insanları yaratan çılgın kara büyücü Jacoub efsanesini anlattığı A Black Mass adlı oyunumdan ürettiğim bir plağın müziklerini yaptı.

Newark Mardi Gras’tan sonra Ra eve geldi. Bodrum tiyatromuzun içinde ve dışında bir blok partisiydi. Amina’nın hazırlamış olduğu klasik Afro Amerikan mutfağının muhteşem bir yayılımı Ra’nın huzuruna çıktı. Bir şişe Courvoisier, çeşitli arkadaşlar… ileri medeniyetlerin büyük salonları gibi, burada filozoflar, entelektüeller ve sanatçılar tüm dünya ve derin gerçeklik hakkında açık, zevkli, ciddi tartışmalar yapabildiler.

Tüm bunlar ve olup bitenler alternatiflerin tanığı Ra’nın içinde vardı ve müziğinde de olmaya devam ediyor. İnsanlığın evrimi onun temasıydı – vahiyden vahye, ölçülemez, devrimden devrime, gerçeğin kalp atışları gibi. Sonsuzluğun nefesi.

“We Travel The Space Ways,” (Uzay Yollarında Seyahat Ediyoruz), ilahi, ruhsal ve bilimsel olarak o güzel uyum içindeki şarkı. Bedenlerimiz, zihinlerimiz, dünyalarımız, bilincimiz, her ne varsa uzay yollarında seyahat eder.

“From planet to planet.” (Gezegenden gezegene) Welles, Asimov ve Bradbury’nin yazdığı gibi, belki de dünya tahliye edilecek. Çevreciler açıklayabilir.

Ama aynı zamanda, kule, nereye? Kader, ama sabit bir hareket ve değişim karakteri olarak. Ne zaman?

Cennet ve Cehennemin yaratıcıları biziz. Hayal ettiğiniz her şey zaten yapıldı ve yapılabilir.

Hayal bile edemediğiniz yerde Sun Ra başlar.

Mümkün olan gün gibi açıktır, arzu edilen imkansız olandır. Olmayan, olana yön veren ve onu kendine dönüştüren şeydir.

Olan, olmayana dönüşür ve olmayan, olana ve olmayana dönüşür.

Gelecek her zaman geçmişte saklıdır.

“Bir sonraki durak Jüpiter!”