Hakim Bey
Türkçesi Taylan Onur
168 S.
Hakim Bey Sub Press Kitalığı 22
öngörülen kargo ve dağıtım tarihi 10 Ağustos 2026
Suat Barlas Çelik:
Amerikalı çakma anarşist yayıncı-dağıtımcı bu paravan görüntü altında uzun yıllardır çirkin bir kapitalist yayın ve dağıtım ağı yapılandırarak sadece manevi değil maddi çabaları da sömürmüştür, Hakim Bey’in kendince sadece SATABİLECEĞİNİ düşündüğü eserlerine yaklaşmış, eserleri editöryel olarak SAKINCALI olabilecek metin ve imalardan temizlemiş, İslam korkusunu ve editöryel kırımını sonuna dek eda etmiş ve eser isimlerini “cihad” gibi “allah, muhammed, şia” gibi isimsel unsurlardan temizlemeye çabalamış ve ısrarla PAZARLAYAMAYA KALKIŞTIĞI metinlerde Hakim’in nüfus adı olan Peter Wilson’ı kullanmıştır. Bey’in hem dünya coğrafyasında sürekli yerdeğiştirmesi bir göçer olması, hem dönemin teknolojik yapılarının iletişimin şimdiki ulaşılabilirlik ve kolaylıklarına doğal olarak sahip olmaması işlerini kolaylaştırmıştır, yayıncı kendi yarattığı hastalıklı bir görünümle sadece amerikada değil avrupada da kapital satma pazarlama çabalarını uzun süre sürdürmüştür. Bunun en çirkin örneklerinden biri Korsan Ütopyaları adı ile yayınladıkları eser olup ne yazık ki bu eserin Karayip Korsanları filmi üzerinden ekmeğini yeme sevdası metni değil ticari sunumunu ve Hakim;’in adını gölgelemiş rezil etmiştir. Türkçede de geçmişte basılmış olan eserin çeviri bakış açısı Hakim’in Mağrip antropolohjisi için ve genel yapısı için yeterli değildir. Taylan Onur’un muazzam çabası bunu örnekler!
Mohammad Zakhir:
Peter Wilson yani ŞİA ve İslam ve Allah ve Ontoloji davasına adanmşlığıyla Hakim Bey’in antropolojik çabası ve Mağribi-Avrupa korsanlığına dair kültürel bağlantıları, yayıncısı Autonomedia’nın ticari kaygılarıyla gölgelenmiştir. Kitabın sansasyonel ve popüler bir korsan anlatısı gibi pazarlanma çabası, Wilson’ın sunduğu incelikli anarşist tarih okumasını ve özgün tezlerini maalesef arka planda bırakmıştır.Bu ticari pazarlama stratejisi ve editoryal yaklaşım, eserin derinliğini kısıtlayan en büyük handikap olmuştur: Eserin orijinal İngilizce yayıncısı (Autonomedia), ciddi bir tarihsel ve kültürel inceleme sunan bu metni, kitlelere daha kolay satabilmek amacıyla “popüler bir korsanlık hikayesi” ambalajına sokmayı tercih etmiştir. İçeriğin Gölgede Kalması: Wilson; Kuzey Afrika’daki korsan cumhuriyetlerini, Avrupalı renegadeleri (din değiştirenleri) ve alternatif bir toplumsal örgütlenme modeli olan özerk yapıları inceler. Fakat popülerleştirme çabası, yazarın kurduğu kültürel bağlantıların entelektüel ağırlığını zedelemiştir. Bu durum, kitabın akademik ve eleştirel çevrelerde hak ettiği ciddiyetle ele alınmasını zorlaştırarak metnin hakkını yemiştir. Aynı şekilde TAZ kitabının da kaos teorisi haricindeki tüm düşüncelerini lağvettiğini kendisi belirtmiş olmasına rağmen ifadeleri duyulmazdan gelmiştir. (Sub bu sebeple metnin Hakim’in sahiplendiği iki ana kısmını yayımlamıştır-yayımlayacaktır)
Çevirmen Taylan Onur’un Sunumu:
Bey’imizin yeterince çevirisini yapmış olmanın verdiği anlam huşusu ile sizlere yolculuğu özetlemek ve dahi her metnin bir otonom bölge olması mahremiyetini biraz askıya alarak makul sayılabilecek derecede genellemeler yapmakta fayda görmekteyim. Bu sebeple Bey’den bahsederken onun kendi örgüsü olan dilini, kültürel kavrayışını ve söylencelere verdiği önemi idrak makamında hakettiği yere oturtmak isterim.
Bey, metinlerinin hepsinde çok dilli bir çalışma yapmıştır. Bu diller arasında Sümerce, Akadca, Hititce, Anadolu ve dahi Mısır hiyeroglif yazıları, logogramik dillerin tümü, Farsça, Arapça, Türkçe, İbranice, Aramice, Ermenice, İngilizce, Fransızca, vs. gittikçe çoğalan bir dil deryasına düşersiniz. Okur tabi ki bunu çeviriler sebebiyle çok az farketmese de çalışması en zor filozof olarak görüyorum. Lakin adına modern çeviri dediğimiz ve tüm okur kitlelerini kapsamak isteyen çeviri anlayışlarıyla Bey’mizin metinleri çok sığ bir noktada karaya oturmaktadır.
İngilizce baskılarının sorunlu ve vasat olmasının sebebi tam da budur.
Bey, filolojik, etnolojik ve antropolojik derinliği yüksek metinlerin sahibidir. Şanslıyız ki anlatmak istediği konulara Türkçenin özellikle Osmanlı Türkçesinin kabiliyeti tam tamına oturmaktadır.
Bu sebeple sözde orijinal Amerikan baskılarına bel bağlayamadım. Çünkü o baskılar bir kâr umuduna sığınarak marketingleri için metinlerin ruhuna zarar vermişti. Metnin ruhunu tekrar geri kazanmak adına kolları sıvadım. Bu sayede Bey’imizin felsefesine sadık kalabildim.
Örneğin başka bir metinde ‘Enel Pudding’ e denk gelmiştik. Şenol Erdoğan ile bu konu üzerine müzakere ettikten sonra bunun helva olduğunu söyledi. Fakat şöyle bir durum vardı; bunu pudding diye okuyan İngilizce okur helva dendiğindeki alt metinde işleyen matemi anlamayacaktır. Basit bir gastronomi çevirisi olarak gözükse bile anlam bütünüyle dekonstrakte olur.
Elinizdeki Cihad-ı Bahriye aslında tüm dünyada Korsan Ütopyaları olarak bilinen metindir. Lakin metnin yanlış bilinen bir folklore olduğu hatta fakelore olduğunu eser boyunca okursunuz. Arapça, Farsça ve dahi islam terminolojisi olmadan çok yüzeysel kalacak bir metindir. Ki zaten Bey’imizin arzusu bu değildir.
Cihad-ı Tercümemiz mübarek olsun.
