Toute nation a le gouvernement qu'elle mérite.

Amiri Baraka’nın Free Jazzı

 12,00

3 adet stokta

Kategoriler: , ,

Açıklama

12 x 18 cm
16 sayfa

Serbest cazın içinde halkın dili var, Kofsky bu konu-da haklıydı ama sadece bu müziğin günümüz zamanıyla ilgileniyordu: bir yandan da geçmiş zaman vardı, tarlalardaki ve kiliselerdeki bağırışlar, şehir proleteryasının sesi. Siyah bir yolla “yeniyi üretmek” ama aynı zamanda eski de olması, değişen aynıyı sürdürmek. Siyahların müzik gelenekleri her zaman siyahların sesinden ortaya çıkmıştır ama serbest caz aktif olarak hem geçmişi anlatır hem de çağdaştır; müziğin hem geçmiş hem de şimdiki zamanıdır. Blues ve şarkı ilahilerin çağdaş müziğin radikal ve ahenksiz sesleriyle birleşmesi gerekiyor. Albert Ayler’ın “Down by the Riverside” şarkısından bunu bir anlamda anlıyoruz. Baraka, Ayler’dan şöyle bahse-der: “Müzik eski zamanlardaki dini şarkılara benziyor. Albert kendi müziğini “ruhani” olarak tanımlıyor ve eski Afro-Amerikan dinlerle birçok ortak noktası var”. Dini halk müziği ses çalınanlara anlam katıyor. John Zorn’un Yahudi halk müziğiyle Ornette Coleman’ın serbest cazını karıştırması gibi. Üçü de gelenekle buluşuyor ve kişisellikten öte kültürel bir devamlılık sağlıyor.
Kutsal gürültüyü çıkarmayı öğrendi, siyahların sesini buldu ve beyazların aracı olan dilini geride bıraktı. Baraka çığlık atarak ve bağırarak kendine bu gelenekte bir yer buldu. Bu agresif müzik siyahların bilincini yaratırken beyazların dünyasını da silip attı. Baraka için Coleman, Coltrane ve Rol-lins enstrümanlarına çığlıklar attırarak insan sesini taklit ediyorlardı. James Brown’ın sert haykırışları Amerika’da bir yeri ve imgeyi temsil ediyor… Birçok caz müzisyeninin yarattığı sesten daha “radikal”. Baraka’nın yarattığı ses ise Ornette’inkinden bile daha uzaklara ulaşıyor. Bu ses en geri kalmış kiliselerin müziğinde bile kuruldukları günden beri vardı.