Diderot, Brecht, Ayzenstayn

Diderot, Brecht, Ayzenstayn

 12,60  7,50

19 adet stokta

000

booklet.
10×15 cm enso iç, tuval kapak, 16 sayfa, tel dikiş, sınırlı üretim.

Tiyatroda, sinemada, klasik edebiyatta her şey bir yerden görülür. Burada temsilin geometrik temeli yatar. Fetişist bir konu, tablodan kesilip çıkartılmalıdır. Bu anlam noktası daima hukuktur: Toplum hukuku, mücadele hukuku, anlam hukuku. Dolayısıyla militan sanat kaçınılmaz olarak temsili ve yasaldır. Temsilin kökenden mahrum olması ve temsil olmayı kesmeksizin geometrik doğasını aşabilmesi için ödenmesi gereken bedel muazzamdır, ölüm kadar büyüktür. Bir arkadaşın dikkat çektiği üzere, Dreyer’in Vampyr’inde kamera evden mezarlığa ilerlerken ölü adamın gördüklerini kaydeder. Temsilin gerçekleştiği seviye işte böylesine aşırıdır. Seyirci artık herhangi bir tutum takınamaz çünkü kendi gözüyle ölü adamın kapalı gözlerini özdeşleştiremez. Tablo çıkış noktası, desteği olmaksızın apaçık durur. Bu seviyeye erişilmeden önce (Brecht ve Ayzenştayn’da) olup biten her şey ancak yasal olabilir. Uzun vadede epik sahneyi, film karesini kesen parti hukukudur. Bu hukuk bakar, çerçeveler, odaklar ve seslendirir. Bir kez daha Ayzenştayn ve Brecht, (iki varisinin sosyalist sanatın savunucusu olduğu gibi burjuva ev trajedisinin savunucusu) Diderot’ya katılır. Diderot resimde katharsis etkisi yaratan ve anlamın ideal olmasını hedefleyen önemli uygulamalar ile salt taklitçi, durumsal uygulamalar arasında ayrım yapar; Greuze ile Chardin arasındaki gibi. Başka bir deyişle, yükseliş dönemlerinde her tür sanat fiziği (Chardin) metafizikle (Greuze) taçlandırılmalıdır. Brecht, Ayzenştayn, Chardin ve Greuze birlikte var olur (Brecht daha komplike bir şekilde huzurlarına getirdiği Chardin’in Greuze’ü olma vazifesini izleyiciye bırakır). Henüz huzur bulmamış bir toplumda sanat metafiziksel olmayı nasıl bırakabilir? Yani önemli, okunabilir, temsili, fetişist olmayı? Ne zaman müziğe, metne sahip olacağız?