Toute nation a le gouvernement qu'elle mérite.

Erken Dönem Rus Edebiyatı ve Dili

 22,00

Açıklama

12×18 cm 32 sayfa

seri sürüyor

Turgenyev’in ölüm döşeğinden Rus yazarlara yönelttiği son mesajlardan biri, “o kıymetli mirasımızı –Rus dilini” saflığı içinde muhafaza etmeleri ricasıydı. Batı Avrupa’da konuşulan dillerin çoğunu mükemmelen bilen Turgenyev, düşünce ve duygunun bütün olası tonlarının ifadesine yarayan bir araç olarak Rusçaya son derece büyük bir önem verirdi ve yazılarında, ana dilinde nasıl bir ifade derinliğinin ve onun sahip olduğu güç ile nasıl bir söz ahenginin elde edilebileceğini göstermişti. Turgenyev –bu sayfalarda sıklıkla görüleceği üzere- Rusça-ya büyük kıymet vermekte son derece haklıydı. Rusçanın sözcük bakımından zenginliği şaşkınlık vericidir: çok zaman Batı Avrupa dillerinde belli bir fikrin ifadesinin tek karşılığı olan bir sözcüğün, Rusçada aynı fikrin muhtelif tonlarının dile getirilmesini sağlayan üç veya dört muadili bulunur. Rus dili, insan hislerinin muhtelif tonlarının –yumuşaklık ve sevgi, üzüntü ve sevinç- ifadesi açısından olduğu gibi, aynı eylemin muhtelif derecelerinin ifadesi açısından da bilhassa zengindir. Çeviri bakımından sahip olduğu eğilip bükülme gücü öyledir ki, başka hiçbir dilde yabancı yazarların son derece güzel, doğru ve hakikaten şiirsel tercümelerini bu kadar çok sayıda bulamayız. Heine ve Béranger, Longfellow ve Schiller, Scheller ve Goethe gibi son derece farklı karakterdeki şairlerin hespi de –Rus çevirmenlerin gözdesi olan Shakespeare’den söz etmiyorum dâhi- Rusçaya aynı derecede iyi tercüme edilmiştir. Voltaire’in sarkazmı, Dickens’ın şamatalı mizahı ve Cervantes’ın babacan kahkahası aynı kolaylıkla tercüme edilmiştir. Dahası, Rus dili müzikal yapısı sayesinde şiirlerin özgün hâlleriyle aynı ölçüde tercüme edile-bilmesi için harika bir uyuma sahiptir. Longfellow’un “Hiawatha”sı (her ikisi de hayranlık verici olan iki farklı çeviriyle), Heine’nin muzip sözleri, Schindler’in baladları, farklı ulusların melodik halk şarkıları ve Béranger’nin oyunbaz chansonnetteleri Rusçada asıllarıyla tamı tamına aynı ritimlerle okunur. Alman metafiziğinin çaresiz muğlâklığı Rusçada, on sekizinci yüzyıl filozoflarının açık ve kesin üslûbu kadar anavatanında gibidir ve en iyi İngiliz yazarların kısa, somut, anlatımsal ve veciz cümlelerini tercüme etmek Rus çevirmenler için hiç de güç değildir.
Çekçe, Lehçe, Moravyaca, Sırpça, Bulgarca ve birkaç minör dille birlikte Rusça da büyük Slav dilleri ailesine mensuptur. Bu büyük dil ailesi de –İskandinav-Sakson ve Latin aileleriyle, hem de Litvanyaca, Farsça, Ermenice ve Gürcüce ile birlikte- büyük Hint-Avrupa ya da Aryan dalına mensuptur. Bir gün –umalım ki yakın bir zamanda: ne kadar erken olursa, o kadar iyi- hem Güney Slavlarının halk şarkılarının hem de Çeklerin ve Lehlerin yüzlerce yıllık edebiyat hazineleri Batılı okurlara ulaşacaktır. Fakat bu eserde ben kendimi büyük Slav ailesinin Doğu, yani Rus dalıyla sınırlandırmak durumundayım ve bu dalda da hem Güney Rus veya Ukrayna edebiyatını hem de Beyaz veya Batı Rusya folklorunu ve şarkılarını hariç tutmam gerekecek. Yalnızca Büyük Rusların veya basitçe söyleyecek olursak, Rusların edebiyatını ele alacağım. Tüm Slav dilleri arasında, en yaygın olarak konuşulan dil onlarınkidir. Bu dil Puşkin ve Lermontov’un, Turgenyev ve Tolstoy’un dilidir.
Bütün diğer diller gibi, Rusça da yabancı dillerden pek çok sözcük almıştır –İskandinavca, Türkçe, Moğolca ve son zamanlarda da Yunanca ve Latince. Fakat Rus ulusunca yüzyıllar içinde gerçekleştirilmiş olan pek çok Ural-Altay veya Turan soyundan ulus ve gövde asimilasyonuna karşın, bu dil dikkate değer ölçüde saf kalmıştır. Dokuzuncu yüzyılda o zaman Moravyalıların ve Güney Slavlarının konuştuğu dile yapılmış olan İncil tercümesinin günümüzde hâlâ ortalama bir Rus tarafından kavranabiliyor olması gerçekten de çarpıcıdır. Dilbilgisi biçimleri ve cümlelerin çatılışı aslında şu anda oldukça farklıdır. Ama köklerin yanısıra oldukça hatırı sayılır sayıda sözcük de hâlâ, bin yıl önce güncel konuşmada kullanılanlarla aynıdır.
Güney Slavcanın ta o zamanlarda bile yüksek bir mükemmeliyet derecesine ulaşmış olduğunu söylemek gerekir. İncil’de yer alan sözcüklerden çok azının Yunanca söylenmesi gerekmiştir ve bunlar da Güney Slavlarının bilmedikleri şeylerin isimleridir. Öte yandan çevirmenler özgün metinlerde yer alan hiçbir soyut sözcük veya şiirsel imge için uygun ifadeyi bulmakta güçlük çekmemişlerdir. Üstelik kullandıkları sözcüklerin bazıları dikkate şayan bir güzelliktedir ve bu güzellik günümüze kadar korunmuştur. Mesela herkes Goethe’nin ölümsüz trajedisindeki kültürlü Dr. Faust’un şu cümleyi tercüme ederken yaşadığı güçlüğü hatırlar: “Önce Söz vardı.” Modern Almanca’daki “söz”, Dr. Faust’a “sözün Tanrı olması” fikri için fazlaca sığ bir ifade gibi görünü-yordu. Eski Slavca çeviride hem “söz” anlamına gelen, hem de modern Rusça için bile das Wort’tan çok daha derin bir anlam taşıyan “Slovo” vardır. Eski Slavcada “Slovo” “Anlık” –Almanca Vernunft- anlamını da taşıyordu ve bu nedenle okuyucuya İncil’deki o cümlenin ikinci kısmıy-la çatışmayan bir fikri iletiyordu.
Keşke burada Rus dilinin on birinci yüzyılın başında Kuzey Rusya’da konuşulan hâlinin yapısının güzelliğine dair bir fikir verebilseydim. Bunun bir örneğini bir Novgorod piskoposunun muhafaza edilmiş vaazında (1035) bulmak mümkündür. Bu vaazın daha yeni Hristiyanlaşmış bir cemaatin anlayabileceği hesaplanarak kurulmuş olan kısa cümleleri gerçekten güzeldir; bununla birlikte, piskoposun Hristiyanlığa dair, Bizans gnostisizminden tamamen yoksun olan kavrayışları da Hristiyanlığın hem o zaman hem de günümüzde Rus halk kitleleri tarafından nasıl anlaşıldığını en belirgin şekilde göstermektedir.
Günümüzde, Rus dili (Büyük Rusça) şiveden dikkate şayan ölçüde muaftır. Yaklaşık 15.000.000 insan tarafından konuşulan ve kendi –halk ve modern- edebiyatı olan Küçük Rusça veya Ukraynaca , şüphesiz ki ayrı bir dildir; tıpkı Norveççe ve Dancanın İsveççeden ya da Portekizce ve Kataloncanın Kastilyanca veya İspanyolcadan ayrı olduğu biçimde. Batı Rusya’nın kimi bölgelerinde konuşulan Beyaz Rusça da yerel bir diyalektten ziyade, Rusçanın ayrı bir kolu olma özellikleri taşır. Büyük Rusçaya veya Rusçaya gelince o da Kuzey, Orta, Doğu ve Güney Rusya’da olduğu gibi Kuzey Kafkasya ve Sibirya’da da yaklaşık seksen milyon insanlık sıkı bir topluluk tarafından konuşulmaktadır. Telaffuzu bu büyük alanın farklı bölümlerinde ufak çeşitlilikler göstermekle birlikte, Puşkin, Gogol, Turgenyev ve Tolstoy’un edebî dili bu muazzam insan kitlesinin tamamı tarafından anlaşılmaktadır. Rus klasiklerinin milyonlarca nüshası köylerde dolaşımdadır ve birkaç yıl önce, Puşkin’in eserlerinin fikrî haklarının süresi dolduğunda (ölümünden elli yıl sonra) bütün eserlerinin basımları –kimileri on cildi buluyordu- yüzbinlerce kişi arasında, inanılmayacak derecede düşük bir fiyat olan 10 cildi üç şilingden (75 sent) olmak üzere elden ele dolaşmıştır. Oysa şimdi ayrı ayrı basılan şiir ve öykü kitaplarının milyonlarca nüshası binlerce seyyar kitapçı tarafından köylerde, tanesi bir ila üç farthingden satılmaktadır. Gogol, Turgenyev ve Gonçarov’un on iki cilt halinde basılan toplu eserleri bile kimi zaman bir yıl içinde her biri 200.000’e varan sayılarda satılmıştır. Bu ulusal entelektüel birliğin avantajları apaçık ortadadır.

14 Nisan 2021