Toute nation a le gouvernement qu'elle mérite.

Kenneth Rexroth Şairlerle Konuşmalar Serisi 9. Kitap

 15,00

Açıklama

SKS 12/9
13,5×19,5 36 sayfa

1969 yazı: Genç bir şair, tecrübeli bir şairin yanına gitmek için seyahat ediyor. San Francisco’dan Santa Barbara’ya; tekli koltukların dar bir koridorla ayrıldığı, pilotun deodorantının işe yarayıp yaramadığını anlayabilmeye yetecek kadar klostrofobik bir ortamda, tek motorlu pervaneli bir uçakla bol “sallantılı” bir uçuş yaptım. Rexroth’un karısı, Carol Thinker beni arabayla almaya geldi, ve Isla Vista tepelerindeki evlerine gittik. Sırt çantamın yanı sıra, takatimin yettiği kadarıyla da Sony’nin on-yirmi kiloluk portatif iki makaralı kayıt cihazını da çekiyordum bir yandan. Evleri minimalist ve zarifti (Rexrot’un San Francisco Scott Street’teki kitaplarla dolup taşan eski evinin tersine.) Mutfak tıpkı o ağzınızı sulandıran gurme dergilerinden fırlamış gibiydi. Kenneth beni makinayı kurduğum ağaçların gölgesinin vurduğu arka bahçeye götürdü ve şarap açıldı. Şişkin karnından dolayı rahatsız hissediyordu, bana bunun bir çeşit fıtıktan kaynaklandığını söyledi. Kayıt cihazını açtım ve o han-tal mikrofonu aramıza koydum. Kısa bir şakalaşmadan sonra, Kenneth konuşmaya başladı, anında büyülenmiştim ve karşısında olmaktan son derece onur duydum. Rexroth’un Bay Area’da, benim kuşağımdan ellili yaşlardaki birçok akranı şairin başının belası olduğunu bilmelisiniz. Pa-zar KPFA saatleri (kıskançlık ve imrenme ile) sık sık öfkeli kahkahalar ve onaylamayan bakışlarla dinlenirdi. Biz genç şairlerin farklı hikâyeleri, akıl hocaları vardı, inandığımız şeyler, bakış açılarımız farklıydı. Sesin-de, kasıtlı olmayan tuhaf bir şey; soylu, pes bir ton vardı. Konuların çeşitliliğinde baş döndürücü bir hızla ve kibirle geri adım atmadan net bir şekilde konuşuyordu, sanki bir tür dansta kayarcasına cevaplandırıyordu. Duncan; Rexroth’un “sen tonunun”, Midwest’ten California’ya uzandığında aynı tonu barındırmadığını söylüyordu. Carol, Rexroth’un evinde bizim için, mutfağa yaraşır şaraplar eşliğinde bir öğle yemeği ha-zırlamıştı, kayıt cihazını çalıştırmadan rahatça konuştuk ve ziyafetle ilgili çene çaldık. Ertesi gün sohbetimize devam etmek için evin başka bir odasında oturduk. Rexroth’un ilk resmi görevi Santa Barbara UC (University of California) ‘da başladı. Öğrencilerine büyük ölçüde destek ve cesaret vermekten keyif alıyordu, hiç tartışmasız hala modadan haberi olduğunu açıklığa kavuşturarak şiire, siyasete ve altmışların pop müziğinin yıkıcı potansiyeline geri dönüyordu. Katolik Rexroth’un da (Jesuiticial tarzda) çok Katolik olduğuna şaşırdım, ayrıca Japon, Çin düşünce ve sanatının ağına düştüm. Ama himayesindeki genç şairler tarafından, tecrübeli bir şair olarak dikkate alınmadığını, yerinden edildiğini düşün-düğünü hissettim. Kenneth ve Carol’un son derece cömert misafirperverlikleri ile daha da güzelleşen bir buluşma oldu. Rexroth 1982’de öldü. Çok özlendi