Toute nation a le gouvernement qu'elle mérite.

Lût’un Karısı

 42,11

Kategoriler: , , Etiketler: , ,

Açıklama

Anna Akhmatova
Lût’un Karısı
Türkçesi
Tolga Alp Demirdaş
Editör
Şenol Erdoğan
12cmx18cm
72 syf


Ben topraklarını terk edenlerden değilim
Düşmanın insafına.
Sağırım onların berbat dalkavukluklarına.
Şarkılarımı teslim etmeyeceğim onlara.

Ama benim için sürgün hep sefildir,
Bir suçlu gibi, ya da bir hasta.
Göçebe, gittiğin yol karanlık,
Ve bir başkasının ekmeği de acı.

Ama kör eden dumanda, alevlerde,
Gençliğin kalıntılarını yok edende,
Kaçmayı reddetmiştik
Tek bir darbeyle bize yönelen.

Ve biliyoruz ki son hesaplaşmada
Her dakika direnecek haklılıkla…
Kimse bu dünyada, ne dökmüştür daha az gözyaşı,
Ne olmuştur daha sıradan, ne de dolmuştur daha da gururla. 
Karanlık Rüya: 2

Keşfedilmemiş ve esrarengizsin daima,
Sadığım sana her geçen gün daha.
Ama aşkın, benim haşin birtanem,
Çelik ve ateşin bir imtihanı.

Yasak şarkı söylemem veya gülümsemem,
Yasak çok uzun zamandır dua etmem.
Ama hiçbir şeyin önemi yok artık
Senden ayrılmadığım sürece!

Böylece, göklerden ve dünyadan sürgün,
Söylemiyorum artık şarkılar, yine de hala hayatta,
Sanki başıboş ruhumu menetmişsin gibi
Hem cennet hem de cehennemden. 
“Buz gibi, yankılarla, akıp gidiyor,”

Buz gibi, yankılarla, akıp gidiyor,
Gökyüzü solgun umutsuzca,
Neden beni cezalandırıyorsun?
Hangi suçla suçlanıyorum?

Diliyorsan – o zaman öldür beni,
Ama bana karşı sert olma o denli.
İstemiyorsun benimle çocuk yapmayı,
Ve hoşlanmıyorsun şiirlerimden.

Nasıl istiyorsan bırak öyle olsun!
Yeminime sadık, hayatımı veririm
Sana. Ama mutsuzluğumu
Mezara götüreceğim kendimle beraber.




Anna Akhmatova (Rusça: А́нна Ахма́това, gerçek isim: А́нна Андре́евна Горе́нко) (23 Haziran 1889 – 5 Mart 1966), yarım yüzyıl boyunca romantik ve duygusal Sankt-Peterburg geleneğinin en önemli temsilcisi Rus şair.

Akhmatova’nın çalışma alanı, kısa lirik şiirleri evrenselleştirmekti. 1935-1940 arasında Stalinist terör olarak bilinen dönemde Requem adlı trajik şaheseriyle öne çıktı. Eserlerinde Stalinizm gölgesinde yaşayan yaratıcı kadınların kaderini, zaman ve anı olarak türlü temalarla anlatır.

Kısa biyografisi
Anna Akhmatova, Nikolay Gumilyov ve oğulları Lev Gumilev, 1913 Odessa’da Bolşoy Fontan’da doğdu. Anne ve babası 1905’te ayrıldığı için mutlu bir çocukluk geçirmedi. Kiev, Tsarskoe Selo ve Sankt-Peterburg’da Smolny Enstitüsünde eğitim aldı. 11 yaşında şiir yazmaya başladı ve sevdiği şairler Racine, Puşkin ve Baratinski’den esinlendi. Babası şairliğin isimlerinin saygıdeğerliğine gölge düşüreceğine inandığı için Akhmatova, Tatar olan büyük annesinin soyadını kullandı. O zamanki Rus erkek şairlerin çoğu Akhmatova’ya olan aşklarını ilan etmişlerdir, o ise Osip Mandelstam’ın ilgisine karşılık vermiştir. Osip Mandelstam’ın karısı Nadezha Mandelstam daha sonra Hope Against Hope adlı otobiyografisinde Akhmatova’yı affetmiştir. 1910 yılında genç şair Nikolay Gumilov ile evlenmiştir. Kocası Akhmatova’nın şiirlerini ciddiye almadı ve Alexander Blok’un kocasının şiirlerini tercih ettiğini öğrendiğinde sarsıldı. Oğulları Lev Gumilyov 1912 yılında dünyaya geldi ve Neo Avrasyacı ünlü bir tarihçi oldu.

1912’de ilk derlemesi Evening’i yayınladı. 1914’te ikinci derlemesi Rosary yayınlana kadar “Akhmatova’dan sonra” binlerce kadının şiirini oluşturdu. Erken şiirleri genellikle, bir adamı ve bir kadını resmeder. Onların ilişkisinin en acı, muğlak anlarını kapsamaktadır. Böyle parçalar çok örnek alındı, sonra Nabokov ve diğerleri tarafından taklit edildi. Akhmatova, şöyle söyler: “Ben, bizim kadınlarımıza nasıl konuşulması gerektiğini öğrettim, ama onları sessizleştirmenin nasıl olacağını bilmem”.

Kocasıyla birlikte Akmeist şairler isimli bir gruba katılan Akhmatova bu çevrede büyük bir şöhrete kavuştu. Rus şiir tarihinde bilindik; çağın başlıkları olan “Neva’nın Kraliçesi” ve “Gümüş çağın ruhu”, O’nunla aristokratik biçim ve sanatsal bir bütünlük kazandı. Çok yıllar sonra yaşamının uzun bir bölümünü kapsayan ve en uzun eseri olan “Kahraman olmadan şiir”i Puşkin’in Eugeni Onegin’inden esinlendiğini belirtecekti.

Eşi Nikolay Gumilyov Sovyetler’e karşı anti faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle 1921’de kurşuna dizilerek öldürüldü. Bu evliliğinden 1912 yılında Lev Nikolayeviç Gumilev olmuştur. Önce ünlü bir Asurolojist olan Vladimir Shilejko ve sonra Stalinist Gulag kamplarında ölen sanat bilgini Nikolay Punin ile evlendi. Evli edebiyatçı Boris Pasternak’ın tekliflerini geri çevirdi.

1922’den sonra, Akhmatova, kapitalist bir öğe olarak mahkûm edildi ve 1925’ten 1940’a kadar şiirlerinin yayınlanması yasaklandı. Dönem dönem Puşkin’den bazı parlak denemelerde dahil olmak üzere, Leopardi denemelerini çevirerek geçimini sağladı. Onun arkadaşlarının hepsi ya göç etti ya da yok edildi.

1946 yılında Stalin’in ortağı ve kültür bakanı Andrei Zhdanov, Akhmatova’nın Isaiah Berlin’i ziyaret ettiğini öğrendi ve alenen “yarısı fahişe, yarısı rahibe” olarak etiketleyip, şiirlerinin yayımlanmasını yasakladı. Daha sonra açlıktan ölmeye mahkûm etmek ile eşdeğer olan Yazarlar Birliğinden çıkarma girişiminde bulunuldu. Oğlu “Stalinist Gulag”ta gençliğini harcadı ve hatta tahliyesini emniyete almak için Stalin’i öven birkaç şiir yayımladı. İlişkileri hep gergin olarak devam etti. Resmen yok olmasına rağmen; eserleri sözlü olarak ve hatta samizdatla el altından bilinmeye devam etti.