MICHAEL McCLURE Şairlerle Konuşmalar Serisi 3. Kitap

 33,00

Açıklama

2.baskı
13,5 x 19,5 CM
24 sayfa

12 BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ ESERDEN OLUŞAN “ŞAİRLERLE KONUŞMALAR” SERİSİNİN ÜÇÜNCÜ KİTABI. [12/3]

MM-Camus’yü ele alalım. Korku, ıstırap, iğrenme, hüzünle vb. yüzleşti çünkü bir telefon kulübesindeki bir adamın el kol hareketlerinin anlamsızlığını kavradı. Geleneksel-hümanist terimlerle düşünmeye başlayan çok yoğun bir Katolik topluluğun üyesi. Aynı kültürde, birbirine bağlanmış gezegensel bir kültürde yer alıyorsunuz. Size sunduğu çeşitli varlık veya yokluk türlerine ortak oluyorsunuz. Camus bunu görüyor ve şöyle diyor: “Aman Tanrım, mutlak anlamsızlığa bak.”
Bir insan bununla karşılaştığında ve evrene ait hissetmediğinde- yalnızca evrene değil varlıkların da evrenine- verdiği tepki tıpkı mide bulantısı gibidir ya da dehşet içinde kalır. Sanırım artık bu olasılıkları ayırt edebiliyoruz. Çevre kirliliğinin evveliyatını, korkuyu, atıkları, kitlesel açlığı, halüsinasyonları ve psikozları…
JS- Öyleyse dört milyar yıllık tarihe verilen yanıt mide bulantısından başka bir şey değil, değil mi?

MM- Bence ruhsal varlıklarımızla başa çıkabilseydik, bundan keyif alabilirdik. Tek bir zekâ değil birçok zekâdan oluştuğumuzu, tek bir hücre olmadığımızı, bir hücreler topluluğu olduğumuzu anlarsak. Eğer psikolojimizi ve iki tür duyguyu geliştirirsek çok net bir şekilde bazı şeyleri anlayabiliriz: sosyal duyguları ve deruni fizyolojik duyguları. Sürü toplumunda (gerçekten insani olmayan geleneksel hümanist sürü toplumunda), motivasyonları içten değil dışsal olan bir sürü adamı, lümpen bir adam geliştirdik. Bir erkeğin çiçek açması mümkündür, ancak çok az erkek çiçek açar.

Eğer organizma problemlerle doluysa, o zaman çözüm olasılıkları ile de doludur. Benim söylediğim şey, içimizdeki o nehri anlamak, Hinduizm’e özgü bir laf var “hepimiz biriz” diyebiliriz bu karışık kelime hazinesinde, ancak bu bizi bir yere götürmüyor gibi duruyor. “Hepimiz biriz” demek çok kolay. “Ben çokum” diyebiliyor muyuz? Bunu diyebildiğimiz zaman mutluyum. “Ben çokum” dendiğinde; ben bir kalbim, üç trilyon hücreyim, ben bir akciğerim, birçok nöronal merkezim, gördüğüm, tattığım, dokunduğum, kokladığım, dile getirebildiğim ve sembolize edebildiğim bariz bir duyu merkeziyim- dile getirmesi ve sembolize etmesi daha zor olan, beynin aşina olduğum kısmında birçoğu tamamen bilinçsiz olan ve kaydedilmeyen yirmi iki duyuyum ben…

Benim çokluğuma katılmalısınız ve entelektüellik dediğim şeyle çözüm ya da ilerleme arzusundan bağımsız bir şekilde bütünleşmelisiniz. Memeli ıslahı aramalıyız.
Türümüz bir buçuk milyon yıllık. Bir buçuk milyon yıl eksi yirmi bin yıl boyunca tek bir şeyi geliştirmek için harcadık ve son yirmi bin yılı titizlikle başka bir şey olmak için üremekle geçirdik… bir gelenek geliştirdik, biyolojik hazırlık bunun için yapılmadı. Sosyal bir hayvan olarak evrimleşti ve bizler sürü hayvanı haline, sosyal hayvanın tersine sürü halinde yaşamayı sevenlere dönüştük.