montaj, avangart ve sinemanın aldığı tepki

İndirim!

 12,60  9,90

16 adet stokta

Açıklama

booklet.
10×15 cm enso iç, tuval kapak, 28 sayfa, tel dikiş, sınırlı üretim.

Yüzyılın başında avangardın sinemanın doğuşunu heyecanla karşıladığını söylemekte şaşırtıcı bir şey yok. Bu burnu havada ismin altında toplanan gruplar, akımlar, eserler ve hareketler arasında zaman zaman dev farklılıklar olsa da homojen bir dünyadaki krizi dile getirme amacı güden, Rönesans hümanizminde doğup Aydınlanma Çağı’nda kuvvetlenen benzer bir proje -veya projeler grubu- vardı. Dolayısıyla sinema sanatsal ve kültürel geleneğe saldırmak ve onu eleştirmek için elverişli bir mecra hâline geldi.
Bu tutumun çeşitli nedenlerini kısaca sayabiliriz. Öncelikle sinema, tabiri caizse, daha az “sanatsal” sanat dallarından biriydi. Sinema, üretim güçlerinin gelişmesine tarihsel açıdan daha yakın bir alanda yer alan bir yöntemdi; böylelikle sanat ve üretim arasındaki eski bağı teknik aracılığıyla yeniden oluşturmuştu. Dahası bu süreç, karakteristik burjuva fikrinden -yani sanatın otonomisinden- kopuşu göz önüne seren spesifik bir üretim şekliyle gerçekleşiyordu (Bürger 1984). İkinci olarak, sinema büyük ölçekli mekanik çoğaltmayı ortaya çıkardı. Walter Benjamin’in (1969) kökenlerini matbaanın bulunması ve daha sonra on dokuzuncu yüzyılın son altmış senesinde fotoğrafın yaygınlaşmasında tespit ettiği “auranın kayboluşu”, bu mekanizmayla tamamlanmıştı. Bu kaybın sonuçları -sanat eserini kült ve ritüele bağlayan koşulların sona ermesi- Baudelaire’in şiir ve eleştirilerinde de kendine yer buldu. Fotoğrafa yönelttiği eleştirilerine rağmen Baudelaire, ürettiği eleştirel ve nazım eserlerinde sanatsal otonominin imkânsızlığını ve sanatın modernitedeki yeni statüsünü gösteriyordu. Daha sonra Adorno da sinemada bu sanatsal aura unsurlarının “şüpheli” varlığını fark etti, ama her hâlükârda sinema yine de kutsal sanat temeline indirilen bir coup de grâce idi. Üçüncü olarak ise…[…]