Toute nation a le gouvernement qu'elle mérite.

Öteki Kadınlar: Queer Müslümanlar -ve Daha Fazlası

 60,00

Kategoriler: , , Etiketler: , , , , , , , ,

Açıklama

12 x 18 cm
92 syf

o pürüzsüz gri tabakayı yırtmak istemiştim, bağırsak duvarıydı sanırım, mide ya da öyle bir şey. Üzerine bir tuğla attım, ama bu onu kesmek için yeterli değildi, bu yüzden bütün o bok dışarı fışkırana kadar ayağımla tuğlayı bastırdım” diyorum. Gözümün önüne getiriyorum, beyaz sandaletli küçük bir ayak, tuğla, bok – bu, bir çocuğun merakıdır, ciddi görünümümün arkasına sakladığım, görünmeyen ama hep içten içe kaynayan suçluluk duygusunun dışarı çıkışı. Eğer Tanrı’nın adının zikredilmesiyle, onun merhametinden bahsetmekle katliam kurban haline alıyorsa, başka nelerin tersyüz edilebileceğini merak ediyorum – O’nun yüceliğinden bahsedilmese, ortada bir evlilik olmasa bile yasak bir aşkın kutsanıp kutsanamayacağını.

*
Ondan sonra başka bir hayvanın asıldığını hiç görmedim. Kuzeybatı Ohio’daki evimize etler kesilmiş, temizlenmiş ve doğranmış olarak gelirdi, sanki o hayvanlar etleri haricinde bir şey hiç olmamışlar gibi. Bu, ebeveynlerim için her zaman sıkıntılı bir durumdu. Helal kasap dükkanlarını aramak, kurban edilen kuzuların etlerini işaretlenmiş ve kapalı paketler halinde almak onların kana susamışlığını bastıramıyordu. Uzak akrabalara bile telefon ettiklerinde katledilen hayvanın türünü, boyutunu, ağırlığını soruyor, detayları öğrenmek istiyorlardı – hayvan nerede asılmıştı, boğazını kim kesmişti, direnmiş miydi ya da bağırmış mıydı, böylece zihinlerindeki görüntüleri gerçeğe dönüştürüyorlardı ve o uzaktaki hayvanların kanlarıyla, koyu kırmızı o kutsal suyla Bayram’ı kutluyorlardı.

Siyah Amerikalı Müslüman bir kadın olarak bu ülkedeki ayrımcılığın oldukça farkındayım. Benim yaşadığım deneyimler diğer pek çok Amerikalınınki gibi tek yönlü değil, ben İslamofobi, Siyah karşıtlığı ve kadın düşmanlığının kesişim noktasında yaşıyorum. Başörtümü saçlarımı örtecek daha “makul” şeylerle değiştirmek beni bağnazlıktan kurtarmıyor, ama biraz daha güvende hissetmemi sağlıyor.

Dil önemlidir. Fikirlere ve daha da önemlisi hislere ses verir. Ergenlik çağlarımdayken, neden sadece karşı cinse değil de bütün cinsiyetlere ilgi duyduğumu anlamamıştım. Bir kız okuluna gittim ve etrafımdaki vücutların serpilmeye başlamasını ilgi ile izledim. Politik olarak radikal ebeveynlerim vardı, ama konu sekse geldiğinde öyle değillerdi.

İslam’da kuirlikle alakalıydı. Özellikle de, günümüz İran’ının o dönemdeki meşhur şairi Ebu Nuvas, altıncı Abbasi Halifesi Emin, Gazneliler Devleti’nin hükümdarı Gazneli Mahmut ve hatta on beşinci yüzyılın meşhur Osmanlı sultanı Fatih Sultan Mehmet gibi yöneticilerin kuirliğiyle. Bu adamların tarihsel olarak erkekleri tercih ettiği biliniyordu, modern deyişle söylersek, bu adamlar gaylerdi.

İslam ve Müslüman Dünyası Ansiklopedisi şöyle der:

Cinsellik üzerine yasal kısıtlamalar ne olursa olsun, sekizinci yüzyıl sonlarından modern çağa kadar edebiyatta erkek homoerotik düşüncelerin olumlu ifadeleri kabul görmüş ve titizlikle işlenmiştir. Önce Arapça, daha sonra Farsça, Türkçe ve Urducada da erkeklerin erkekler için yazdığı şiirler kadınlar için yazılanlarla rekabet etmiş ve nihayetinde onlara üstün gelmiştir. Ortaçağda ve erken dönem modern çağlarda İslam toplumları hakkındaki saldırgan Batı karikatürlerinin basitçe abarttığı erkek- erkeğe aşkın halk tarafından kabul görmesini bu edebi eserler pekiştirmiştir.

kahire’de oruç tutmayı bırakıyorum. iftardaki açgözlülüğü gördükten sonra kahire’de oruç tutmayı bırakıyorum. tulumba tatlısı yüzünden 22 kilo aldıktan ve şafağı beklemekten uyku döngüm kalıcı olarak bozulduktan sonra. halam evimizin şeyhidir. teravihi bir sarookh gibi kılar. bu, roket demek. dizleri tıpkı babamınkiler gibi çıtlar. ona amreekah’dan glukozamin getiririz.

9/11 günü babamı hatırlıyorum, Müslüman babamı, karmakarışık bir molla sakalı olan babamı, bir akıl hastanesinde yaşayan babamı, korkusu tarafından hapsedilmiş babamı. Babam kışın ortasında bizi dondurma yemek için dışarı çıkarırdı, soğuktan uyuşmuş parmaklarımız dondurma külahını zar zor tutardı, her zaman dükkânda kalan son dondurmalar olurlardı. Haftalardır düşünmediğim babamı hatırlıyorum, unutmaya çalıştığım babamı.

Araştırmak ve yolunu şaşırmak “ulemanın” ikiyüzlülüğüne eleştirel bir bakış atmam için gerekli araçları bana sağladı. Dinimi, çoğunlukla kadınlardan nefret eden bir grup insanın bakış açısına göre yaşamak zorunda olmadığımı fark ettim. İki yıl önce hadislerin çoğunu, fıkhı, ve tefsirleri reddettim, çünkü bu üç şey bugün İslam nasıl uygulandığında büyük rol oynuyor ve normalleştirilmiş uç ataerkilliğin içine doğan insanların bakış açılarını yansıtıyordu.

Hala başörtüsü takıyorum, ama artık arkasına saklanacağım bir şey olarak değil de inancımın sembolü olarak. Vücudum ile olan ilişkim değiştiğinde İslam ile olan ilişkim de değişti. Çocukluğumdan beri günde beş vakit kıldığım namaz ile farkında olmadan vücudum ve zihnimi birleştirdiğimi fark ettim. Namazın bir bölümünde, Kuran’dan ayetler okurken ayakta durup, ellerimi göğsümün üzerinde birleştiriyorum. O anda, zihnim ve göğsüm birbiriyle bağlantılı oluyor ve ben bunu günde otuz iki defa yapıyorum. Artık bu adımın anlamını biliyorum. Vücudum bana onun benimle ilgilenmek için hep burada olduğunu söylüyordu ve ben en sonunda mesajı duymaya hazırım.

Muhammed Ali kandura giyen ve uzun sakalı olan bir adam değildi. Batılı kıyafetler giyerdi ve Arapça bilmezdi ve onun İslam’ı pragmatikti. Aktivizmine, inancı yön verdi ve benim İslam’ın yalnızca Müslümanlar için değil aynı zamanda gayrimüslimler için de özgürleştirici olabileceğini görmeme yardım etti. Onun için İslam 1,400 yıl önce var olmuş bir gerçekliği tekrar yaşamaya çalışmak değildi, İslam, Birleşik Devletler tarihinde onun da tecrübe ettiği, Siyah insanların yaşadığı en vahşi zamanların gerçekliğine kusursuz bir biçimde uyuyordu. Siyasi görüşleri, Siyahlığı ve dini, hepsi birbirinin içine geçmişlerdi, hepsi birbirini besliyorlardı.

Onun İslam’ından bahsediyorum çünkü akıcı biçimde Arapça konuşamıyorum, Arap değilim ve benim İslam’ımın Siyah olmayan Müslümanlar tarafından mütemadiyen altı oyuluyor. Kuran’ı okumamın nasıl mümkün olacağından adım Najma’nın Arapçada ne anlama geldiğini (“yıldız” demek) anlayıp anlamadığıma kadar olan bu sorular ve yorumlar, karşılaştırıldığında en az Siyah olmayan Müslümanların Z-kelimesini kullanması ya da benim gibi Siyah insanları “abeed” (*) diye çağırmaları kadar aşağılık.

Arapçada sikişmek’e ne diyorsunuz? Ya da Urducada amcık’a? Bir parçası olabileceğim bir dilim yok. ‘Kara çarşafın kola değen ince kumaşı’ yerine kullanılan bir kelime var mı? Peki Urduca konuşan bütün nüfus karanlıkta sözleri bulmak için çırpınırken saçma sesler çıkararak mı orgazm oluyor yoksa tamamen sessizce mi? Ya da sadece çığlık mı atıyorlar?

Urduca androjinleri ya da kız-erkekleri bilmez. Arapça kızgınlıkla Allah’a kitaba sövmeyi bilmez. Bugün Pakistanlı olmak yarıdiller bilmektir, hep kelimeleri bulamamaktır, anlamamaktır çünkü hiç konuşulmamıştır. Urducada açılamazdım. Urducada boşalamazdım. Kuir olmak ve boşalmak, benim ödünç aldığım deneyimler. Sözcük olmadan, o şey hiç var olabilir mi?

On üç yaşındayken, yemek masasının sandalyesi üstünde adet kanı lekesi bırakmıştın. Annen, sen elinde bir kâse suyla ayakta dikilirken diş fırçasıyla lekeyi silmişti. Daha gençken, altına sıçtığında, annen bir eliyle okul üniformanın kirli pantolonunu çıkarıp diğeriyle de tuvaletin kapısını kapalı tutmaya çalışırken de benzer şekilde dikilmiştin. Kapını yanından kadınlar geçmişti, kadınların gül ve yasemin kokusu gelmişti burnuna ve annen seni tuvalette bırakmış, kendini temizlemeni söylemişti. Akan musluk suyu vücudunu titretmişti. Utanmamıştın. Parmaklarını ıslak bacaklarına sürtmüş ve gülümsemiştin. Dışarıda sesi gittikçe yükseliyordu.

Bunu yalnızca yarı çıplakken yazabilirdim, dudaklarım sıcak sütten yanmış, arada bir memelerimi avuçlamak için durarak. Müslümanlar dramaya bayılırlar, başka hiçbir şey olmasa bile din, sizi gösterişe duyulan bir sevgiyle ortada bırakır. Ve erotizme. Nihayetinde, başörtüsünden daha erotik bir şey yoktur. Genç Pakistanlı Müslüman kızlar kolejlerden veya üniversitelerden gizlice kaçıp çocuklarla buluşmak için çarşaf giymeleriyle meşhurlardır. Yine de tamamen kara çarşafla örtünmüş kızlar birçokları tarafından şüpheyle karşılanırlar, peçe herhangi bir tanrıyı memnun etmekten ziyade kimliğini gizlemek için takılır. Bazı kadınlar tıraş olmamak ve alışıldık güzellik standartlarına uymamak için kara çarşaf giyer. Burkalar kuir vücutlar, cinsel sapıklar, genç ve azgın üniversiteli kızlar için giysilerdir. Geçmişte bende onlardan bir tanesini çok fazla giydim, özellikle de vakitsiz bir vahşi mastürbasyon seansından sonra hemen evden çıkmam gerektiğinde. Bugünlerde sadece dolapta asılı duruyor. Artık daha fazla umursayamıyorum.

Burkasıyla gezen, klitorissiz kuir kız-erkekler olarak, bizi görmezden gelen pek çok dile rağmen hep var olduk. Ve her zaman da çıkış yolumuzu bulduk.

Abdallah’la Tinder’da tanıştım. Sikinin üzerine ayaklarıyla basacak baskın bir kadın arıyordu. Ben de sikinin üzerine ayaklarımla basmama izin verecek itaatkâr bir erkek arıyordum. İste şimdi burada hemen koltuğumun yanında ahşap zeminde oturuyor, ayağıma zincirlenmiş halde. Ayağım taşaklarının üstünde.

Abdallah Mısır müziği dinlemek isteyip istemediğimi soruyor. İstiyorum.

Ona bu hafta tanıştığım Filistinli bir adamın Mısırlıların ya köle ya da firavun olduklarını söylediğini anlatıyorum.

Seks esnasında acı deneyimlerimin BDSM’den önceki hepsi olumsuzdu. Acı hiçbir zaman karşılıklı rızaya dayalı değildi. Erkekler bundan hoşlandığımı düşünerek siklerini gırtlağıma kadar sokup beni öğürttüler. Memelerim büyük olduğu için onların daha güçlü ve acıya daha dayanıklı olduklarını düşünerek meme uçlarımı ısırdılar. Elleri boğazımda, beni boğdular, çünkü yapmalarını ben istemiştim, ama hiçbiri nasıl düzgün bir biçimde, sorumluluk alarak yapılacağını öğrenmek için bir alıştırma yapmamıştı. BDSM’ye kadar çoğu seks, bir tecavüz gibi hissettirmişti. BDSM’de sınırlar kararlaştırılır, kölelik, halatla bağlama, tokatlama, boğma ve diğer pek çok şey hakkında “zindanlarda”, kulüplerde ve başka yerlerde dersler verilir. Neredeyse herkesin alabilmesi gereken bir seks eğitimidir. Çoğu zaman keşke öyle olsaydı diye düşünürüm.

. Artık herkes haritada Sudan’ın yerini gösterebiliyor. Herkes çok iyi ve Eğer Bir İhtiyacın Olursa falan ve herkes Müzliman, Mozleman veya Mozeleman yerine doğru bir şekilde Müslüman demeyi öğreniyor.

Beni Müslümanmış gibi hissettiren şeyleri tanımlarken, açıklarken, kendimi Müslümanmış gibi hissetmiyorum.

*

Sabahları Müslümanmış gibi hissetmiyorum. Ya da kendimi en çok bir partide terlerken Müslümanmış gibi hissediyorum, karanlıkta, yüzümden ışıklar yansırken.

*

(Herkes kendimi en çok, havaalanında ek kontrol için rasgele seçildiğimde, pasaportumdaki isim hakkındaki sorulara cevap verdiğimde, boynumdaki altın Kuran’ı metal detektörlerine takılmamak için çantama tıkıştırdığımda Müslüman gibi hissettiğimi söylememi istiyor.)

*

Kendimi en çok yetiştirdiğim naneler yeni yapraklar ve tomurcuklar verdiğinde Müslüman gibi hissediyorum. Kendimi en çok gözlerimdeki rimeller simetrik olduğunda Müslüman gibi hissediyorum. Ya da kendimi en çok yaptığım pilav hafifçe yandığında Müslüman gibi hissediyorum. Asfalt bitip de yol kırmızı toprağa dönüştüğünde. Bir su parçası gökyüzünü muhteşem bir şekilde yansıttığında ve şişko bir bulut su üstündeki yansımasına baktığında. Namaz kıldığımda, evet, ama biri elimi tuttuğunda daha çok Müslüman gibi hissediyorum, büyükannem ayağımı kucağına koyduğunda, meltemler esip geçtiğinde, o kadar ki parmak uçlarım dokunmanın vaadi ile acıdığında, ya da ortadan kesilmiş bir eriğin iç tarafı pembe pembe parladığında, altın renkli damarları ışıldadığında ve bu bende ağlama isteği uyandırdığına.