اِيشْ عَلَيَّامِنّي

Sanatçı Kitapları: eleştirel bir antoloji ve kaynak kitap

 79,20

Açıklama

148 sayfa 12x18cm

Joan Lyons:
Bu kitabın ticari kopyası tamamlandığı sırada, bir şeyler hala tamamlanmamış geliyordu. Birkaç yıllık yoğun emek ve bazı kaygılar sonucunda, bu şüphesiz kullanışlı ancak garip hibrid kitaba ebelik yaptım—sanatçı kitaplarıyla ilgili bir genel okuyucu kitabı. Bu özel olarak hazırlanmış edisyon, konuyu nesneye teslim etmek amacıyla hazırlanmıştır. Aynı zamanda, uzun zamandır oynamak istediğim dijital dizgiciliğe karşı konulamaz bir fırsat hazırlamıştır.

Zamana dayalı medya yüzünden endişeleri artan görsel sanatçılar, son yirmi yılda kitabı yeniden keşfetti ve yazılı dilin saygıdeğer taşıyıcısının her yönünü araştırarak onu dönüştürdüler. Sayfa, biçim ve içerikle oynadılar—bazen ince bir şekilde, bazen de kitabı kullanarak konuyu kitap geleneğinin bir tartışma alanına dönüştürdüler. Bazen gerçek zamanla animasyon kitaplarında, bazen de gerçek zaman ve kurgusal zamanı karmaşık katmanlar halinde kolajlarda kullandılar. Sanatçı kitaplarını geleneksel kitaplarmış gibi gösterdiler ve diğerleriyse neredeyse tanınmaz haldeydi. Kitap çalışmalarının en iyileri çok notalılardı. İçlerinde kelimeler, görseller, renkler, işaretler ve sessizlikler sayfada değişken çizgisel döngülerde hareket eden plastik organizmalara dönüşüyordu. Sahip oldukları önemin büyük kısmı, içeriği geleneksel yazarlığı değiştiren yeni bir edebiyat formülü algısı yaratması ve okuyucuya basılı sayfada yeni bir diskur yaratması için meydan okumasından oluşuyordu.
Sanatçı kitapları sosyal ve politik aktivizmin öne çıktığı altmışlar ve yetmişlerin başlarında çoğalmaya başladı. Pahalı olmayan edisyonlar, sanat nesnesinin manevileşmesi ile sanat sürecine yapılan yeni vurgunun vücut bulmuş hali gibiydi. Geçici sanat eserleri olan performans ve enstalasyonlar belgelenebiliyordu ve daha önemlisi, sanatçılar kitapların da kendi içlerinde birer sanat eseri olabileceğini keşfediyordu. Yine bu zamanda sanatçıların kontrolündeki alternatifler geleneksel galeri ve müze yapısından mahrum kalan sanatçılara birer forum ve alan sağlıyordu. Birçoğu kitabı sanat dünyasının ötesinde, daha geniş bir izleyiciye ulaşma olanağı olarak görüyordu; diğerleri ise politik ve estetik sebeplerden ötürü kitle medyasının imge ve/ya tekniklerini ana akıma geri beslemek istiyordu. Aracın anlatım ve günlük amaçlarıyla kullanılabilmesi sebebiyle çok sayıda kadın sanatçı da kitap yapmaya başladı. “Sistemler” ile ilgilenen kavramsal sanatçılar kitabı hazır bir araç olarak değerlendirdi, diğerleri daha da ileri gitti ve kendini düşünümsel olarak sorgulayan kitaplar yaptı.
Şimdi, yirmi yıl ve binlerce sanatçı kitabından sonra, bu oldukça bağımsız ve pek de tanınmayan bir sanat biçimi olan yayın hadisesi burada uzun süre daha bizimle kalacak. Sanatçı kitaplarının kökenlerini, özelliklerini ve potansiyelini gözlemleme zamanı geldi; yapılanları ve yapılmayanları eleştirel olarak değerlendirmek, parçaları kumaşa geri dikmek. Belki bir desen ortaya çıkar; öyle olması halinde parçaları garip ancak sonsuz çeşitliliği yüzünden bir şekilde uyumu yakalayan çılgın bir yorgan olacaktır.
Yüksek başarı yakalanan bir dizi konferans anahtar sorunları ve potansiyel yazarları tanımlamaya yardımcı olmuş olsa da sanatçı kitaplarındaki yazıların çoğu kısa gözlemlemeler, sergi kataloglarındaki denemeler ve kitap değerlendirmeleriyle sınırlı kalmıştır. Bu yüzden elinizdeki antoloji, bölgeye atılan ilk derin bakış denemesidir. Bölgeyle ilgili olsak da bir iki adayı mutlaka kaçırmış veya bir dağı mutlaka abartmışızdır. Bildiğimiz bölgelerdeki uygun malzemenin çoğu yardıma yanaşmadı. Elimizdeki vuruş en başarılısı—heyecan verici yeni bir alan hakkında bir bilgi hazinesi, buna sanatın şu anki durumuna ait metinler ve alanın uzun zamandır gözlemcilerine ait önceki örnekler de dahil.
Umudumuz sanatçılar, öğretmenler, kütüphaneciler ve öğrenciler için bir kaynak hazırlamanın yanında kitap sanatçıları ve kitleleri arasında bir köprü kurmak.

Dick Higgins:
Bir sanatçı kitabının ne olabileceğine dair sayısız ihtimal vardır: tehlikesi ise bunu sadece öyle değil böyle düşünmektir. Katı bir şekilde tanımlamak, dahil etmek istediğimiz kitapların dışarıda kalmasına sebep olabilir.
Bu uyarıda bulunduktan sonra, daha gri bir tanım denemesinde bulunalım. Size şunu önerirdim: içindeki bilgi için değil, kendi satışı için yapılmış kitap. Yani: çok fazla eser içermiyor, şiir kitabı gibi. Bir çalışma. Tasarımı ve biçimi içeriğini yansıtır—birbirileriyle birleşip kesişiyorlar. Herhangi bir sanattan olabilir: bir sanatçı kitabı müzik, fotoğraf, görseller ya da aralarında bulunan şeylerden oluşabilir. Çoktan beri üretiliyorlar. Ancak bu 18. Yüzyılda Blake ile başlamadı. Birçoğu kayboldu veya kaybolmaya yüz tuttu. Örneğin, çok da garip olmayan ancak yine de tuhaf olan Hindistan’daki Goa’daki bir Portekizli olan André Bayam’ın sıra dışı kitabı dahil edebilir. Dili Latinceydi ve bunu akışının bir parçası olarak kullandı, güçlü eserler yapmak için değil, sanatçıların yapmayı sevdiği gibi, neşeyi paylaşmak için. Kitaplarının çoğu miniskül edisyonlarla çıkarıldı ve çoğu kopya kayboldu. Panegyricus sine verbis de s. Philippi Nerii laudibus, dictus in eius celebraite Urbeveteri in maiori basilica anno 1629 belki de tekrar basılmalı—Philip Nerii adına yapılmış sözsüz methiye, 1629 yılında Urbe Veteri’deki büyük katedralde…” İnsan neyin okunduğunu öğrenmek istiyor—ses şiiri? Ses şiiri o zamanlar desen şiiri gibi rağbet görüyordu, konuya dair çizdikleri resimleri bozduğu için profesörlerin bizden sakladıkları görsel şiir, ama bu da başka bir hikâye. Sanatçı kitapları yapan abilerimiz ve ablalarımızı tanımamızın önemi yaptığımızın “sadece uzmanlar için” olan modern bir eksantriklik değil, sadece mükemmel derecede doğal bir insan dışavurumu olduğunu göstermektir. Diğer zamanlarla ve kültürlerle aramızda bir süreklilik sağlar.
Modern zamanlara döndüğümüzde, 1950’lerde Dietre Roth ve Bern Porter’ın yaptığı kitaplar da NYC Franklin Furnace’taki Porter’ın gösterisine gelenlerin bildiği üzere sanatçı kitaplarıydı, 1970’lerde Londra, Amsterdam ve diğer yerlerdeki Roth kitapları gösterilerindekiler de öyle. Bu yüzden, elimizdeki lafın gelişi “yeni” bir biçim değil, ancak “zamanı gelmiş” bir biçim. Bu da sanatçıdan çok bir izleyici meselesi. Sanatçı kitapları 10000 kopya halinde basılmıyor, ancak tür yine de bir şekilde tanımlanıyor. Kitaplar için mağazalar ve outletler var, sonuç olarak sanatçı kitabı algısındaki eksantriklik kısmı önemli bir parçası haline geldi—kimi zaman da merkezinde oldu. Sanatçı kitaplarını kitap değillermiş gibi görüyoruz ve diyoruz ki “Şu bu bir kitap yapsa güzel olmaz mıydı.” Belki de şu bu yapar.
Sanatçı kitabıyla ilgili yapması belki de en zor şeylerden biri de onu tartışmak için doğru dili bulmaktır. Sanattaki eleştirinin çoğu anlam, içerik ve biçimden ayrılmaz bir bütündür—”bu bunu der” ve “işte böyle anlatır ve böyle söyler”. Ancak kuralcı eleştirinin dili, sanatçı kitaplarının ana odağı olan deneyimin tartışılmasıyla ilgilenmez. Belki de bu yüzden bu türe dair çok az iyi eleştiri bulabiliyoruz. Dahası, nerede yayınlanacak? Geleneksel sanat dergileri, onlara reklam veren galerilerle meşgul ve kitap deneyimi onların eleştirmeye alışık olduğu bir şey değil. “Bu sayfaları çevirdiğimde ne deneyimliyorum?” Sanatçı kitaplarını eleştirecek kişilerin sorması gereken soru budur, sorması rahatsızlık verici olsa bile. Okuyucu kitlesinin büyümesi için halledilmesi gereken öncelikli sorun budur.
Gerçekleşecektir. Sanatçı kitaplarının yapılması bir hareket değildir. Başarıldığı zaman zirveye ulaşıp geçmişe karışacak bir programı yoktur. Bu bir türdür, farklı tarzlara ve amaçlara sahip birçok sanatçıya açıktır, bu yüzden gelecekte ana akıma katılacak ve her sanatçı kendi tarzını ortaya koyacaktır. Bunun gerçekleşmesini neşeyle bekleyebiliriz.