ŞEHRAZAD

ŞEHRAZAD

 20,00

000

ŞEHRAZAD
şiirler
Richard SIKEN
Türkçesi: Onur Sakarya
Chapbook: 14,8 x 21 cm. 20 sayfa. 80 gr Enso iç. 300 gr Tuval Karton Kapak. Tel Dikiş.


Rekabetçi ve insanı manyaklaştırıcı ekonomik sistem ayrıştırıcılığının en uç örneklerinden biri Amerikan Sağlık Sistemi kuşkusuz. Bu kitabı yayıma hazırlarken Richard, ciddi bir rahatsızlık geçirdi ve rahatsızlığı devam ediyor. 19 Mayıs 2019 ve ardı sıra gelen tarihli üç sosyal medya paylaşımında rahatsızlığından söz ederek Sağlık Sistemi duvarına tosladığını yazdı. Utangaç biri olmasına rağmen tedavisi için yardım kampanyası başlatmak zorunluluğu içerisinde buldu kendini. Bu nedenle bu kitabın tüm geliri Richard’a gönderilecek. Ve “bu kitabın geliri” noktasında anahtar sizlersiniz!

Kitaptaki şiirler, Richard SIKEN’ın “Crush” “War of the Foxes” kitaplarında, WEB sitelerinde ve çeşitli bloglarda yayınlanmış ürünlerinden seçildi.

Crush’ın hak sahibi Yale University Press ve Foxes’ın hak sahibi Spork Press’le konuşuldu. Bir teklifimiz vardı. Bu kitaptan elde edilecek bütün gelirleri Richard’ın sağlığı için harcama kararında olduğumuzu belirttik. Emeği geçen herkes, Richard hariç, tüm haklarından feragat etti. Destek destektir. Yerinde destek anlamı ve güzellikleri bir çığa dönüştürür.

Ey okur, sizleri Arizona’dan buraya sürtünmesiz uçan bir dumanlı kafalar şairinin şiirleriyle buluşturuyoruz. Çöl fırtınası. Kitap bittiğinde üzerinize bir zamk gibi yapışmış kumdan yapılma şiir zerrelerini hissedeceksiniz. O kum cama dönüşecek. Cam pencereye. İşte o pencere açılacak; o pencere açılacak. Öyleyse kapağı çevirmeye hazır olun. Çevirin ve kendinizi akışa bırakın.

Anlat; cesetleri o gölden çıkardığımız
ve onlara tekrar kuru giysiler giydirdiğimiz rüyayı anlat

Nasıl da geç olmuştu, ve hiç kimse uyuyamadı, ve atlar,
at olduklarını unutana dek koşuyorlardı

Bir ağaç gibi değildi bu, kökleri bir yerden öteye uzanamayan
Daha çok bir şarkıydı, bir polis memurunun telsizinde çalan

Nasıl sardık halıya onları, böylece dans edebildik,
ve günler ışıltılı bir kırmızıya dönüşüyordu,
ve her bir öpüşmemizde, orada,
dilim dilim kesmek için bir başka elma var oldu

Pencereden aydınlığa bak
Demek öğle olmuş bile, demek kimse teselli etmeyecek bizi.
Bana, tüm bunların, ve aşkın da, bizi nasıl mahvedeceğini anlat
Yani her şey, cesetlerimiz, ışığın şefkatli kanatları altındaydı

Bana asla buna alışamayacağımızı anlat