Sitüasyonizme Marksist Giriş

 14,00

Açıklama

13,5×19,5 cm
20 sayfa, teldikiş, kartonkapak

Sitüasyonist Enternasyonal (1957-1972), kaynağını avant-garde sanat geleneğinden alan Paris merkezli, görece küçük fakat etkili bir gruptu. Sitüasyonistler en çok radikal politik teorileri ve Mayıs 1968’de Fransa’daki işçi ve öğrenci ayaklanmaları üzerindeki etkileriyle bilinirler. Sitüasyonist Enternasyonal, Internationale Situationniste (IS) adlı bir gazete çıkarıyordu. Gazetenin on iki sayısından seçmeler, Ken Knabb tarafından çevrilip Situationist International Anthology adıyla yayımlandı. IS’in teorisini anlamak için esas olan diğer iki metin, Guy Debord’un (IS’in önde gelen kuramcısı) Gösteri Toplumu ve Raoul Vaneigem’in Gündelik Hayatta Devrim’idir. Debord Gösteri Toplumu hakkında: “son yüzyılda yazılan bu kadar önemli sosyal eleştiri kitaplarının sayısı üçü bulmaz” demiştir. Debord muhtemelen ilk cildi Gösteri Toplumu’ndan tam yüz yıl önce, 1867’de yayımlanan Marx’ın Kapital’ini düşünüyordu. Debord alçakgönüllülüğüyle tanınan biri olmasa da, kitabına aşina olan birçokları, buna ben de dahilim, onunla aynı fikirdedir. Örneğin devlet karşıtı komünist İngiliz gazetesi Aufheben, bu yüzyılın Kapital’i olmasa da, bunu iddia edebilecek birkaç kitaptan biri olduğunu belirtiyor. 1964’te IS #9’da yer alan bir diğer iddia, çok daha büyüktür: “Bizimki, yirminci yüzyıldan çıkma yolundaki en iyi girişimdir.” Bu makalede, bahsedilen son iddianın geçerliliği değerlendirilecektir.

IS’in Birleşik Devletlerdeki etkisi en çok anarşist çevrede fark edilir. Ancak, Sitüasyonistler anarşist değillerdi. Debord 1968’de “Son tecrübelerimiz ‘anarşist’ teriminin yeniden kazandığı karışıklığı ortaya koyuyor, ve bence buna her yerde karşı çıkmalıyız” diye yazıyordu. Sitüasyonistler, devlet karşıtı komünistler olarak tanımlanabilirdi: Marx’tan çok etkilenmişlerdi ve anarşist gelenekle uyuşmuyorlardı, fakat anarşistlerin devlet karşıtı duruşlarını paylaşıyorlardı. (Sitüasyonistler, Komünist Partilerle ilişkilendirildiği için kendilerine komünist demiyorlardı.) Birleşik Devletlerdeki anarşistlerin genellikle IS ile ilgili yanlış kanıları vardır. Bunlardan biri, Sitüasyonistlerin anlaşılmaz Marksist entelektüeller olduğu ve bu yüzden anarşistlerin basit ve pratik fikirlerini bekleyen insan kitlelerine verecek bir şeyleri olmadığıdır. Bu kanı kulağa “Marksist” veya “kuramsal” gelen her şeye otomatik bir tepki gösteren, ve ne Marksist teori ne de anarşist prensipleri umursamayıp kimlik politikaları ve solcu ahlakçılığını tercih eden artan sayıda anarşisti cezbetmektedir. Diğer yanlış anlamalar gösteri kavramını Debord’un kapitalizm eleştirisinden ayırmak, veya sadece IS’in hayat tarzı ya da estetik yönlerine odaklanmaktan kaynaklanır.

IS’i Marx’la ilişkisi içinde anlamak, kendi projelerini nasıl Marx’ın kapitalizm eleştirisinin bir devamı olarak değerlendirdiklerini görmek önemlidir (ve bu makale kesinlikle bu noktaya odaklanacaktır). Marx, “Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumlamışlardır; oysa sorun onu değiştirmektir” diye yazıyordu. IS de şöyle diyordu: “Şimdiye kadar filozof ve sanatçılar durumları sadece yorumladılar; şimdi sorun onları dönüştürmek.” Sitüasyonistlerin sanatın gerçekleştirimi ve bastırımı konusundaki fikirleri birçok bakımdan Marx’ın ele aldığı, felsefenin kuramsal gerçekleştirimi ve bastırımına benzer. Sitüasyonistler, Marx’ın kuramını canlı tutarken, Marx gibi Hegel’den ilham aldılar. Hegel, “Minerva’nın [akıl tanrıçası] baykuşu kanatlarını yalnızca alacakaranlık çöktüğünde açar” diye yazıyordu. Yani felsefe, eskimiş bir yaşam biçimi, hayattan bir ayrılma ve post festum bir muhakeme gerektirir diyordu. Hegel’i tekrarlayarak, ama temelde farklı bir yaklaşımla Debord şöyle yazıyordu, “sanatın büyüklüğü yalnızca hayatın alacakaranlığında ortaya çıkar.” IS önemsiz sanatçılar değillerdi, ve büyüklüklerini oldukça erken ilan ettiler.