Şizo-Tiyatro Guattari-Deleuze, Edim ve “Delilik’’

Şizo-Tiyatro Guattari-Deleuze, Edim ve “Delilik’’

 6,99

000

Bu çalışma için iki ayrı bölüm belirledik: İlk bölümde filozof Gilles Deleuze ve Angela Woods’un 20. Yüzyıl tabiatına uygun psikopatoloji olarak adlandırdığı ‘şizofreni’yle ilgilenen köktenci psikoanalist Félix Guattari’nin yaklaşımlarına ana hatlarıyla değineceğiz. Gelenek-sel klinik anlamından farklı olarak ele aldıkları şizofreni kavramı üzerine tartıştıktan sonra ise ‘şizo’ kavramının özgürleşmiş veya özgürleştirici bir figür haline gelmesinin yüceltilen ya da kutsanan içeriğinden dem vuracağız.
İkinci bölümde ise; şizo-tiyatrosu olarak adlandırabileceğimiz etkinliğin etik ve estetik değerleri, ayrıca bu fikirler ile tiyatro ve edim arasındaki bazı olası ilişkileri irdeleyeceğiz.
Bu araştırmanın amacı tiyatro ve edimde şizofreni, psikoz, delilik ya da ruhsal rahatsızlıkların belli başlı temsillerini sunmaktan ziyade, Deleuzeyen tanımlara göre tiyatro ve edimde, edimsel etkinliğin doğasını yeniden düşünmemizi sağlayan soyut kavramların üzerinde durmaktır: duygu, varolma ve karşılaşım gibi Deleuze ve Guattari’ye ait şizofreni ve edim kavramlarının birbirleriyle ilintilerini incelerken; bir yandan da eğer bunlar arasında bir ilişki varsa tüm bu toplamın akıl sağlığı alanıyla bağlantılarının olup olmadığını araştırmanın yollarını açmak.
Başlamadan önce bu makalenin bizler için oldukça yeni bir araştırma alanının ilk basamağı olduğunu ve daha ziyade amatörce bir metin olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaz durumundayız. Elinizdeki metin, oldukça karmaşık ve zor bir alan olmasına rağmen, Deleuze’ün teori ve pratik edimle ilgili düşüncelerini incelediğimiz önceki çalışmalara katkıda bulundu. Şizofreni 100 yıldır adından ilk defa bahsedildiğinden beri sayısız defa tartışılan bir terim. Aslında Woods şizofreni için diyor ki: “Şizofreni psikiyatrinin sürekli ve ateşli olarak tartışılan tanı koyulan bölümlerinden biri.” Bir kısım bilim adamı, klinisyen ve hizmet kullanıcısı şizofreni etiketi koyulan kişilere bunun salt zarardan başka bir şey getirip getirmeyeceğini tartışıyor (Woods 2011b: n.p.). Bir diğer kısım ise bu etiketin hizmet, hak ve çıkarların gelişebilmesi için verilen savaşlar için stratejik olarak bir kimlik kartı görevi üstlendiğini düşünüyor. Ben bu önemli tartışmalara hakemlik edemeyeceğim ama şizofreninin mevcut anlamıyla kullanımının geçerliliğini dikkate aldığımızda şu an ki ürkek duruşuyla hem Deleuze hem de Guattari’nin tiyatro ve edim ile ilgili söylemlerine de paralel olarak; yaşamları boyunca ya da ölümlerinden sonra kendilerinden şizofren diye bahsedilen kişilerin deneyimleriyle ilişki kurarak daha geniş bir başlıkta incelenmesi gerekliliği doğurabilir.