Virginia Woolf: Modern Gürültü

 33,00

Kategoriler: , Etiketler:

Açıklama

Eserin 2.baskısı
12×18. 20 sayfa

1927 çıkışlı “Street Haunting” makalesinde, “Algısallığın merkezi istiridyesi, devasa bir göz”ün bireysel kullanımını hayal ettiğinde: Bu makalesinde göz, şehir ortamına girmek ve özümsemek için başlıca organdır. Yine de gözün “ne madenci, ne şoför, ne de gömülü hazinenin avcısı” olduğunu kabul eder, daha ziyade göz kişiyi yüzeye bağlı tutmaktadır. Ancak vücudun kendi yüzeyi için kullandığı imge onu “Ruhlarımızın kendilerini muhafaza etmeleri için oluşturdukları kabuğumsu kaplama” olarak tanımlar. Bu tanımlama istiridyeden daha komplike bir parlak yapıyı ima eder: Kulağın kıvrımlanan kanalları ve odaları sıklıkla karşılaştırılmıştır. Macmillan’s yazısının yazarı “Görmenin şu andaki mutlak hakimiyeti, insanlığın geçmişinde seslerin görüntülerden günümüze oranla çok daha fazla önem taşıdığı bir dönem olabileceğinin, hatta muhtemelen olduğunun farkına varmamızı engeller.” Woolf’un eserlerinde bu önemin tekrar ileri sürüldüğünü görürüz. Kurgularındaki akustik dünyaya verdiği önem onu şehir seslerini yalnızca zarar veren bir istilacı gibi aktaran çağdaşlarından ayırır. Woolf’un ses timsali Joyce’un Ulysses’teki gazete baskı makinaları gibi yansıma sesler kadar doğrudan değilse de kişisel ve kollektif bilinçaltındaki yeri kolaylıkla kabul edilmiştir. Gerçekten de, Woolf dinlemeyi algımızda çok belirgin bir noktaya koymuştur; çağrışımsal ve birleştirici gücüne ağırlık vermiş, “devasa göz”e ek olarak Lucy Swithin’in Between The Acts’te “devasa bir kafaya iliştirilmiş devasa kulak” olarak hayal ettiği organa dikkat etmemizi istemiştir. Bu araç, Mrs Swithin’e göre kulak tırmalayan bir gürültüden bile bir ahenk üretebilecek kapasitededir –Her ne kadar böyle bir ahenk umutsuz bir dünya görüşüne sahip olanlar tarafından her zaman elde edilemese de. Bireysel öznellik sesleri nasıl algıladığımızı kaçınılmaz olarak şarta bağlar, bu da Woolf’a göre dış dünyanın ölçülebilir varlıkları olmalarından ziyade içselleştirilmiş duygular olduklarını gösterir. Bu içselleştirme aslında son derece gerçek anlamıyla kullanılmıştır, çünkü kulak dış dünyanın yankılarını vücudun kendi organlarının yankılarına dönüştürebilecek potansiyele sahip bir organdır. Bu sebeple şehirdeki insanların arasında var olan bağlantıları ortaya çıkarabilecek kararlılıktadır: Bağlantılar tıpkı sesin kendisi gibi iyi karşılanabilir ya da geri çevrilebilir, yine de ne olursa olsun Woolf’un modern dünya algısının değiştirilemez bir olgusudur.