₺ 180,00
Açıklama
Sene 1977. 40 yaşımdaydım. Royal marka ihtiyar portatif daktilomda yazıyordum. History of Everything’den vazgeçeli çok olmuştu. Dört bir yanımı kuşatmıştı ve benim sınırlı (ve sınırlayan) odağım, küstah egoma rağmen ne görebiliyor ne de hissedebiliyordu. Dikkatini vermek, odaklanmak, yazmak için gerekli olan her şey, dağılmış haldeydi. Folk rock’çılar olarak (Serpent Power, Tina ve David) önemsiz ve anlık yıldızlardık. Üç küçük kızımızı yetiştirmekle ve her şeyi bir arada tutmak için tuhaf işler yapmakla meşguldük.
Robert ve Dorothy Hawley’nin sahibi olduğu Oyez Press’den çıkan birkaç şiir kitabım hali hazırda mevcuttu. Bob, Oakland’in artık tarih olan Holmes Kitabevi’nde Nadir Eserler/ Batı Amerika bölümünde çalışıyordu. Akşamüstüne doğru oraya gidip, etrafım kitap raflarıyla çevrili halde bir iki fırt Jack Daniels içmek en büyük zevklerimdendi. Poltron Press’in muhteşem dehası Alastair Johnson, basın üzerine bir kaynakça yazdı. Ne yazık ki baskısı tükenmiş. Oyez, William Averson/ Brother Antoninus, Robert Duncan, Tom Parkinson, Janine Canan, Samuel Charters ve başka şairlerin de dahil olduğu bir derleme yayınladı. Hawleyler, Black Mountain College’ın son günlerinin bir parçası oldular ve nasıl olduysa mutlu bir şekilde El Carrito, California’ya tasfiye edildiler. Batı Amerika üzerine derin bir uzmanlığa sahip olmanın yanı sıra, Bob iyi bir caz dinleyicisi idi, pikabından her daim caz melodileri yükselirdi. Dorothy, yetenekli ve yaratıcı bir ciltçi idi. İkisi de bize karşı oldukça cömertti ve bu yüzden onlara müteşekkirim.
Çift Taraflı Ayna fikrinin tam olarak ne zaman çıktığını söyleyemem ancak Bob’a şiirle ilgili bir okuma kitabı yazma planımdan bahsettiğimde, Oyez ismi altında çıkarmayı kabul etti. Koşarak uzaklaştığım pek çok ders kitabı gibi beyin zamklamayan bir şey yapabileceğimi, en başından beri biliyor, hissediyordum.
Doğum ve doğum yapma üzerine tarihi ve modern bir antoloji olan Birth için yaptığım materyal araştırması tecrübem sayesinde, karşılıklı bağlılık ve bağlam duygusunu kazanmış olabilirim. Her Cumartesi, Berkeley kampüsündeki Doe Kütüphanesi’ne gidiyordum. Sekiz katlı kitap rafına ya asansörle ya da benim tercihim olan sarmal demir merdivenle ulaşılabiliyordu. Kitaplarla dolu metal raflardan oluşan geçitler. Sürekli keşif halindeydim. En alttaki raflardan biri, cenin ve rahim gravürleri ile devasa parşömen ciltlerden oluşuyordu. Bir diğer katta Amerikan Etnoloji Topluluğu’nun altın mühürlü yıllıkları ve monografileri vardı. Amerikan yerlilerinin ritüelleri, ilimleri, şarkıları, ilahileri, kavimlerin sosyal ve kültürel gerçeklerinin tüm yönleri üzerine pek çok materyal.
Derken Kaliforniya Üniversitesi’nde lisansüstü şiir programında ders vermeye başladım. Kaliforniya hapishanesinde ve özel bir lisede öğretmenlik yapmıştım ama bu tam zamanlı ilk öğretmenlik işimdi. Bu lütuf, üniversitenin kurucularından biri olan Duncan McNaughtan’dan gelmişti. Robert Duncan, Daine Di Prima, Louis Patler gibi şairler tarafından ortaya konulan eşsiz bir programdı, dağıtılıp güzel sanatlar programına dönüştürülene kadar beş yıl devam etti. Olağanüstü bir beş yıldı. O günlerden birinde, girişimci bir bilim insanı şiir programının tarihini yazacaktı/yazmalıydı. Niyeti, diğer yazma müfredatını kopyalamak değil, şiir geleneğinin menşeini ve sürecini incelemekti. Şiir yazmanın kökenine ve rotasına odaklanmaktı. Program dahilinde pek çok isim ders verdi: Robert Creeley, Anne Waldman, Gregory Corso, Leslie Scalapino, Judy Grahn, Susan Howe, Lorenzo Thomas, Gloria Frym, Lyn Hejinian, Michael Palmer, Michael McClure, Joanne Kyger, Tisa Walden, Jerome Rothenberg, Philip Whalen, Eileen Myles, Tom Raworth, Sharon Doubiago, Neeli Cherkovski, Jack Hirschman ve daha pek çok isim.
Beni; teorinin, felsefenin, sosyal bilimlerin, tarihin ve maneviyatın değişen kavramlarına maruz bırakan bu tecrübe, şiir hakkındaki düşüncelerimin ve davranışlarımın merkezindeydi. Bu kitaptaki ilave yazıların çoğu New College’da verilen derslerdeki konuşmalardan ve notlardan alınmıştır. Dil ve anlamla yaşanılan tuhaf güçlükler bana Wittgenstein’ın “kırmızı” sözcüğü ile yaşadığı süregiden öfkesini hatırlatıyor.
Çift Taraflı Ayna’nın asıl baskısında, muhtelif eğitim tesislerine gönderilecek ilave sayfalar yer almaktaydı.
Çift Taraflı Ayna’yı, dileyen herkes okuyabilir, ancak öncelikle şiir yazmaya ve/veya şiir okumaya ilgisi olan insanlar için yazılmış bir okuma kitabıdır. Acemiye meydan okuyan, toyu kışkırtan biçimde düzenlenen temel prensipler kitabı olarak işlev görür.
Kitaptaki bölümlerin çoğu, Kaliforniya’da hem özel hem de devlet liselerinde rehberlik ettiğim şiir atölyelerinde kullanılmıştır. Endişem ise, gençlerin içinde gizli ancak ulaşılabilir olan şiir ve şiir yapma yetisine erişmek ve bunu harekete geçirmek olmuştur. Dili kişiselleştirebilmek, benliği grup bağlamının dışında ifade edebilmek, faydalı ve kapsamlı bir araçtır. Dilin gücünü ve büyüsünü anlamalarını sağlamak, edebiyattan (ve müzikten) daha büyük haz almalarına yardımcı olur ve kültürel farkındalığı daha da genişletmeye hizmet eder.
Kitaba, bir okuma kitabı olarak bakılabilir – şiirde somut bir halde dışa vurulan yaratıcı ilkeyi ele alış biçimi olarak, yetersiz kültürel ve eğitsel kavramlar tarafından sık sık gizlenen sanata, bir yaklaşım olarak görülebilir. Yaratmanın acemiye verdiği büyük hazza şahit oldum, şiir ve/veya sanat korkusunun kötü eğitimden kaynaklandığını öğrendiğimde ise çok şaşırdım. Şiir, sanat, müzik dersleri, anaokulundan başlayarak okullarda yaygın bir biçimde verilmelidir. Daha da önemlisi, bu alanlardaki öğretmenler yaratıcı sanatçılar tarafından sanatlarının ve zanaatlarının sırları hususunda bilgilendirilmelidir.
Umarım hem öğretmen hem de öğrenci bu kitapta bir fayda – ya da tartışacağı bir kusur bulabilir. Bana ya da kitaba ya da ikimize de kızın ya da hiçbirimize kızmayın ama her ne olursa olsun kitabın materyali ile meşgul olun ve sizin için ya da öğrencileriniz için faydalı olanı keşfedin.
Şimdi neredeyse 40 yıl sonra, değişen ne? 70’li yıllardan 90’lara kadar Okullarda Şiir hareketi vardı. New York’ta başlayan tüm ülkeyi dolaşıp Kaliforniya’da konuşlanan bu hareket, diğer sanat programları gibi mali olarak yeterince destek görmemişti. Üniversitelerde, şiir eğitimi ve üretimi, mantığa uygun hale getirildi ve kişiselleştirildi. Şiir kitabı basmak demek, zararına satışı kabul etmek demek; gözü pek küçük basımevleri ve dergiler ayak diriyor, ve şüphesiz ki internet, şiiri çevrimiçi olarak parçalarına ayırdı. Kitap yayıncılığı ve kitapevleri yavaş yavaş çöküyor, günden güne daha az üretip ticari bakımdan hayatta kalabilme endişesi hakim oluyor.
Bu kitabın yayımlanmasını takip eden on yıllarda, eski varsayımları karıştıracak pek çok şey yaşandı. Şiirsel hareketler, olması gerektiği gibi, egemen düzen ve meyil her ne ise ona kafa tuttu. Adı sanı bilinmeyen şairler, geri kazanılmış, tanınır oldu. 60’ların derin toplumsal etkisi, ırkın, cinsiyetin, etnik kökenin kamçılayıcı müdahalelerine izin verdi; bu, yüksek eğitimle ilgili bürokrasilerin içine gömülmüş radikal bir değişimdir. Pek çok direniş hareketinde olduğu gibi, benimsendi ve etkisizleştirildi. Bildiğim kadarıyla Amerikalı hiçbir şair devlet tarafından infaz edilmedi, oysa dünyada eserleri ve eserlerinin insanlar üzerinde yarattığı etki yüzünden, hapsedilen ve öldürülen sayısız şair mevcut.
Bugün Doe Kütüphanesi yenilendi. Sekiz katlı kitaplıkların yerine, kitapları denizcinin dümenine benzeyen bir şeyle çekip çıkardığınız, dönen kitaplıklar içinde gizli kitap rafları var. Kitaplık katlarından boşalan yerlerde artık bilgisayar masaları var. Bilgisayarın yükselişi, kitabın düşüşü sürmekte ve bu doğal bir hal aldı; insanın yaşadığı çevrede gittikçe daha az soru ya da fikir barındıran ortamlar. (“I” ile başlayan yeni zımbırtılara şaşırmamak lazım.)
Ancak; sözlü sanata (rap müzik, şiir atışmaları, performans şiirleri gibi) geri dönüşün yaşandığı değerli bir karşı hareket de gerçekleşmekte. Şiir parçalanmasına rağmen, şiir yazma, dinleme, okuma arzusu varlığını sürdürmekte ısrarcı. Pek çok yaratıcı hareket gibi, bu, hem kabullenmenin hem de direnişin bir göstergesidir.
Bu bir temel bilgiler kitabıdır. Almanak gibi. Değişen şeyler, değişkenler. Her yere yayılmış durumda. Hiçbir şey kesin değil.
İlk adımlar, şiir okuma ve yazma hakkında. Bu bir fantezi. Çoktan başladınız.
Kitabı toparlamak için sarf ettiğim çabanın haritası. Dönme dolap. Hazine avının topografik yayılımı. Kitap içinde kitap. Ve çoğu zaman zerre kadar bile değil. Şarapnel. Tarih boyunca kıvrılan bir sarmal. Tarih gibi, bu bir kaos. Eninde sonunda kendi kitabını yazmak zorundasın.
Şiir, sözlü iletişimin belki de en yüksek biçimi.
Aydınlığa kavuşturur ve gizler.
Ayna kadar mutlak ve muğlaktır.
Bu kitap, başlangıçta başlar ve biter. Sesler size her yönden gelir. Ahmak kıvılcımlar büyüyüp savrulur. İyi şanslar.