De Omnibus Dubitandum

üç öykü

 120,00

Kategoriler: ,

Açıklama

13,5×19,5CM 48s

HAYAT BİR ÖYKÜDÜR

Schwitters bu üç öyküyü yazdığında ellili yaşlarının başındaydı. “Yassı ve Yuvarlak Ressam”ı 1941’de düşman ülke vatandaşı olarak gözaltında tutulduğu Man Adası’nda yazdı. Heinz Beran’ın çevirdiği öykü, birkaç çizimle birlikte dosya kâğıdına kopyalanmıştı. “Ev Sahibesi” ve “Enayi” ise salıver-ilmesinin ardından Londra’da, aynı sene içinde kaleme alındı. Bu öyküler, her peri masalı gibi, okuyucuyu umulmadık olaylarla karşılaştırır. Ancak bu öyküler tuhaflığı aşıp ab-sürtlük, hatta yıkıcılık raddesine varır. Schwitters’in yazdığı öyküler, tıpkı koşulları ve sanatı gibi, zaman içinde değişim gösterdi. Ona göre sanat, “ciddi sorunlarla oynamaktı”.
Kurt Schwitters ismini duyduğumuzda öncelikle bir şair veya öykücü düşünmeyiz. Kendine özgü Dada tarzına 1919’da Kommerz und Privat Bank’tan aldığı “Merz” ismini koyan bir kolaj ustası olarak tanınır. Fakat elbette ressam, dizgici, heykeltıraş, öykü yazarı ve toplama ortam yaratıcısı olarak da üretken bir sanatçıydı. Bu ortamlar, buluntu malzemelerden inşa ettiği üç Merzbauten idi [Merz yapıları]. Bunların ilki Hannover’de, ikincisi Norveç’teki Lysaker’de, Schwitters öldüğünde hâlâ tamamlanmamış olan sonuncusu ise Lake District’teki Little Langdale’deydi. Schwitters’in amacı sanat ve sanat olmayanı birleştirmekti. Merz’in “tüm dünyayı kapsayan bir görüş” olduğunu söylerdi. Herbert Reid ona tevekkeli “tastamam bir sanatçı” dememişti.
Schwitters 1937’de kendisini tesadüfen İngiltere’de buldu. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Almanya’daki siyasi kar-gaşa, vatanı Hannover’den (geçmişte tatillerini geçirdiği) Norveç’e kaçmasına yol açtı. Norveç’in 1940’ta işgal edilmesinin akabinde Schwitters ve oğlu Ernst İskoçya’ya kaçtılar. Almanya vatandaşları olarak Man Adası’ndaki Hutchinson Square Kampı’nda gözaltına alındılar. 17 ay sonra serbest bırakılan Schwitters, Londra’ya geldi ve önce Bayswa-ter’daki St. Stephen’s Crescent’ta, ardından Barnes’daki Westmoreland Road’da yaşamaya başladı. Orada, 1941 senesinde, (“Wantee” adını taktığı) Edith Thomas’la tanıştı. 1945’te beraber Ambleside’a taşındılar; 1948’in Ocak ayında aynı yerde hayata veda etti.
Schwitters’in öyküleri ve şiirleri, tıpkı sanatı gibi, oto-biyografiktir ve kendi hayatından izlerle örülüdür. Kolajların-daki otobüs biletleri ve ambalaj kâğıtları gibi, günübirlik yazılardan seçtiği sözcük ve harfler de belli bir zaman ve mekâna aittir. “Resimlerimi günlük atıkların kalıntısıyla oluşturmaktan hoşlanıyorum” diye yazdı. Etrafı ham mad-deyle dolup taşıyordu: Reklamlar, vitrinler, atılmış şeyler, kaldırımda yatan tahta veya tel parçaları; bunların bazılarını eve götürüp kullanırdı.
Stefan Themerson’la tanıştığında bombalanmış bir bölgede bulduğu bir tel parçasından bir uzay heykeli yapıyor-du. Tesadüfen yan yana oturuyorlardı ve Themerson onun ne yaptığını merak etti. Bu karşılaşma, Milton’un Aeropa-gitica’sını kutlamak üzere 26 Ağustos 1944’te Fransız En-stitüsü’nde düzenlenen bir PEN konferansında gerçekleşti. Bu, Schwitters’in ölümüne dek devam edecek bir arkadaşlığın başlangıcıydı. İkisi de benzer avangart deneylerden hoşlanıyor, dile ve saçmalığı kutlamaya dair aynı hevesi paylaşıyorlardı.
Schwitters, Stefan ve Franziska Themerson’u Maida Vale’de ziyaret etti. Franziska’nın stüdyosunda birkaç kolaj yaptı ve sonradan da şiir ve öykülerini Stefan’a gönderdi. Ardından Stefan da Schwitters hakkında iki önemli yazı yazdı. İlki 25 Şubat 1958’de “Kurt Schwitters’in Son Not Defteri” adıyla Gaberbocchus Ortak Salonu’nda okundu. Bu yazı, Themerson’un aynı sene Gaberbocchus Yayınevi tarafından yayımlanan Kurt Schwitters in England kitabının temelini oluşturdu. Kitapta, Schwitters’in birçok şiiri ve öyküsü yer alıyordu. İkinci yazı -Schwitters’i tarihsel bağlama oturtan ve paylaştıkları bazı fikirleri konu alan “Kurt Schwitters ile Zaman Çizelgesi”- Aralık 1967’de Typographica 16’da yayımlandı. (Burada yer alan üç öykü de bahsi geçen eserlerde yayımlanmamıştır.)
Kurt Schwitters in England’ın basımı, Ekim-Kasım 1958’de St. John Woods, Wellington Road 26 numaradaki Lord’s Gallery’de gerçekleşen ünlü Schwitters sergisine denk gelmişti. E.L.T. Mesens’in kaleme aldığı “Kurt Schwitters’e Övgü”, bu olayı kutlamak üzere Art News and Review’un 11 Ekim 1958 tarihli sayısında yer aldı. Schwitters’le 1920’de tanışmış olan Mesens, sanatının daima ateşli bir destekçisi olmuştu. Makalesi, İngiltere’de bulduğu kayıtsızlık ve an-layışsızlık karşısında Schwitters’in külliyatına ilgi uyandırmanın güçlüklerini anlatır. Art News and Reviews’un bir sonraki sayısında Ernst Schwitters, Mesens’in sonradan yanıtladığı bazı düzeltmelerle cevap verir. Bu iki adam, Schwitters’in eserlerine farklı açılardan yaklaşmışlardır.
Schwitters, eserlerinin ve mizahının zıtlıklara sebep vermesine şaşırmazdı. Merz’in üzücü durumlarda gülümsemek ve mutlu anlarda ciddileşmek anlamına geldiğini söylerdi. Merz dünyasında, tüm kurallar keyfîydi.
Jasia Reichardt