Toute nation a le gouvernement qu'elle mérite.

Görüntü, Karşı Kültür, Cinsellik, Şiir ve Sanat Üzerine

 34,00

Açıklama

12 x 18 cm
44 Syf

BİR KARŞIKÜLTÜR CENNETİ
VE BU DERYANIN ÇOK DEĞERLİ BİR PARÇASI
STAN BRAKHAGE

Her şeyden önce şunu söylemeliyim ki, ilk karşılanması, Eastman Kodak’ın bana bunun pornografik olduğunu belirten bir mektup göndermesiydi ve sayfanın alt kısmını, onu yok etmelerine izin verecek şekilde imzalayabileceğimi söylemeseydi, diğer türlü filmi bir ay içinde polise teslim edeceklerdi ve ben yargılanacaktım. Eğer yapsalardı, “Yıllarca hapis yatma riskiyle karşı karşıyasın.” diye biraz detaylandırarak belirttiler sanırım. Neyse ki bir doktor bahanem vardı. Bir doktor oradaydı ve onlara; “Bu tıbbi amaçlar için, serbest bırakılmasının tek nedeni budur.” diye yazdı. Ama aynı zamanda, ne zaman alenen gösterilse, üzerimde asılı olan bu gölge vardı, ekranda herhangi bir et gösterdiği için hapse giren ve yıllarca hapiste kalan insanlar vardı.

Hem Kenneth Patchen’a hem de Kenneth Rexroth’a gidemezdin. Bir seçim yapmak zorundaydın. Rexroth’a giderek daha fazla insan geldiği için Rexroth’u seçtim. İsteksizce seçtim çünkü Patchen’in çalışmalarını çok önemsiyorum ve onları çok seviyorum. Aslında bunun bana dayatılmış olduğundan içerledim, ama işte orasıydı, çünkü Rexroth aracılığıyla Duncan’la tanıştım. Beni çok garip bir şekilde tanıştırdı. Rexroth çok homofobikti. “Bütün eşcinseller San Francisco sokaklarında çıplak koşuyor.” derdi. Bunu hiç görmemiştim, ama geceleri dışarda ne olduğumdan pek emin değildim. “Sadece bilmeni istiyorum.” dedi. “Robert Duncan bir eşcinsel”, “Bildiğim kadarıyla sen de öylesin.” dedi. Yani, o zaman ben de; “Bildiğim kadarıyla, olabilirim.” diyebilirdim.


Tam bu zamanda ne olduğumu tam olarak bilmiyordum. Her neyse, bana Duncan’ı tanıttı ve Duncan sayesinde tabii ki Jess ile tanıştım. Sonra bütün bir grup insanla tanıştım, Spice, Blazer ve daha birçok insan. Rexroth aracılığıyla, Louis Zukofsky, San Francisco senfonisi ile kemancı bir dehayı, dahi bir çocuğu oynayan genç oğlu Paul ile şehre geldi. Hepimiz dinlemek için gittik. Zukofsky’den yıllardır kimse haber almamıştı. 20’li yıllarda ya da her neyse, Ezra Pound tarafından Bunting ile methedilmişti ve kimse ne yaptığını bilmiyordu. Aslında bitmiş olan bir epik şiir yazıyordu. Pekâlâ, bunu söylememeliyim. Ronald Johnson da ve Gertrude Stein da öyle yaptı.


Bunlar, zamanımın değer verdiğim ve nihayet tamamlanan yedi epik şiirden üçü. İşte o, Louis Zukofsky, bıçak gibi keskin, yumuşak sözlü, bu inanılmaz güçlü şiiri ve Rexroth mahkeme tutanağını okuyor. Çok şanslıydım, hayatımdan geçen tüm bu insanlar. Ayrıca Duncan ve Jess, şehre geri döndüğümde kalacak yerim yoktu, bana “Peki, neden bodrum katında kalmıyorsun.” dediler, Jimmy Broughton’ın Avrupa’da olduğu sırada eşyalarının deposu olan yerde. İçinde bir odam vardı, şimdi tekrar aklınızda bulundurun, bu, o insanlar ünlü olmadan önceydi. Doğal olarak etrafımda tüm o resimler vardı. Benim için ne kadar anlamlı olduklarını doğru bir şekil-de anlamıştım. Daha sonra sanat tarihi için de ne kadar önemli olduklarının farkına vardım.